Ana Sayfa / Gündem / Yılın ikinci Enflasyon Raporu açıklandı
murat çetinkaya

Yılın ikinci Enflasyon Raporu açıklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, 2016 sonunda enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla orta noktası yüzde 7,5 olmak üzere yüzde 6,3 ile yüzde 8,7 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildirdi.

Çetinkaya, yılın ikinci Enflasyon Raporu’nu açıkladı.

Ekonomik koşullar, politika duruşu ve varsayımları çerçevesinde gelecek döneme dair enflasyon tahminlerinde bir önceki rapora göre değişiklik yapmadıklarını belirten Çetinkaya, “Enflasyonu düşürmeye odaklı ve kararlı bir politika duruşu altında, enflasyonun yüzde 5’lik hedefe kademeli olarak yakınsayacağını; 2016 yılında yüzde 7,5’e; 2017 yılında ise yüzde 6’ya geriledikten sonra 2018 yılında yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz. Bu çerçevede enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2016 yılı sonunda yüzde 6,3 ile yüzde 8,7 aralığında (orta noktası yüzde 7,5), 2017 yılı sonunda ise yüzde 4,2 ile yüzde 7,8 aralığında (orta noktası yüzde 6) gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.” diye konuştu.

Ocak Enflasyon Raporu sonrası dönemde Türk lirasının istikrarlı bir seyir izlediğini aktaran Çetinkaya, petrol fiyatlarının bir miktar yükseldiğini, ithalat fiyatlarının ise sınırlı oranda gerilediğini kaydetti.

Çetinkaya, bu çerçevede Türk lirası cinsi ithalat fiyatlarının, enflasyon tahminlerinde değişime yol açabilecek bir etkisinin ortaya çıkmadığını vurgulayarak, gıda fiyatlarının katkısıyla tüketici enflasyonunun kısa vadede düşmeye devam edeceğini öngördüklerini dile getirdi.

Daha sonra baz etkileri kaynaklı yükselmesi beklenen enflasyonun, yılın ikinci yarısında dalgalı bir seyir izleyerek 2016 sonunda yüzde 7,5 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildiren Çetinkaya, “Gıda fiyatlarındaki oynaklıklar dikkate alınarak gıda enflasyonu varsayımları korunmakla birlikte, bu kalem kaynaklı yıl sonu enflasyon tahmini üzerinde aşağı yönlü risklerin bulunduğu belirtilmelidir.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, gelecek dönemde para politikası duruşunun enflasyon görünümüne bağlı olmaya devam edeceğini belirterek, “Merkez Bankası olarak, enflasyon beklentilerini, fiyatlama davranışlarını ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeleri dikkate alarak para politikasındaki sıkı duruşumuzu gerekli gördüğümüz süre boyunca koruyacağız.” dedi.

Yılın ikinci Enflasyon Raporunu açıkladığı toplantıda konuşan Çetinkaya, raporda para politikası kararlarına temel oluşturan iktisadi görünüm ile makroekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri aktaracaklarını ve son üç aydaki gelişmeler doğrultusunda güncellenen orta vadeli enflasyon tahminleri ile para politikası duruşu hakkında bilgi sunduklarını ifade etti.

Çetinkaya, yakın dönemde küresel oynaklıklarda gözlenen düşüşün sürdüğünü ve küresel finansal koşullarda iyileşme yaşandığını belirtti.

Küresel iktisadi faaliyetteki yavaşlama eğiliminin ve enflasyondaki düşük seviyelerin devam etmesi ile gelişmiş ülke merkez bankalarının destekleyici politikalarını bu dönemde de sürdürdüğünü kaydeden Çetinkaya, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artışlarını daha yavaş gerçekleştireceğini belirttiğini, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankasının (BoJ) ise genişleyici yeni para politikası tedbirleri açıkladığını anımsattı.

TCMB Başkanı Çetinkaya, son zamanlarda Çin ekonomisine yönelik belirsizliklerin de azaldığını ifade etti.

Bu gelişmeler doğrultusunda, gelişmekte olan ülkelerdeki finansal koşullarda da iyileşmeler görüldüğünü dile getiren Çetinkaya, bu ülkelere yönelik portföy akımlarının toparlanırken, risk primleri ile piyasa faizlerinin gerilediğini ve para birimlerinin değerlenme eğilimi sergilediğini anlattı.

Çetinkaya, küresel piyasalarda yaşanan bu gelişmelerin Türkiye ekonomisini olumlu yönde etkilediğini ve yakın dönemde açıklanan veriler ile makroekonomik göstergelerdeki iyileşme eğilimlerinin devam ettiğini söyledi.

Enflasyonda temelde işlenmemiş gıda grubu kaynaklı olarak belirgin bir azalış yaşanırken, birikimli döviz kuru etkilerinin hafiflemesi ile de çekirdek enflasyon eğilimi bir miktar iyileşme sergilediğini ifade eden Çetinkaya, şunları kaydetti:

“Bu dönemde cari işlemler açığındaki azalış sürerken, açıklanan veriler ile öncü göstergeler iktisadi faaliyetin ılımlı ve istikrarlı büyüme eğilimini koruduğunu gösterdi. Bu gelişmeler çerçevesinde, TCMB olarak enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici politika duruşumuzu devam ettirirken para politikası çerçevesinde sadeleşmeye yönelik adımlar attık. 2016 yılı ilk çeyreğinde, enflasyon beklentilerini, fiyatlama davranışlarını ve enflasyonu etkileyen diğer unsurları dikkate alarak likidite politikasındaki sıkı duruşumuzu sürdürdük.

Küresel oynaklıkların azalmasının yanı sıra 2015 yılı ağustos ayında yayımladığımız yol haritasında belirtilen politika araçlarını etkili bir şekilde kullanmamız geniş bir faiz koridoruna duyulan ihtiyacı azalttı. Bu doğrultuda, marjinal fonlama faizini Mart ayında 25 baz puan, Nisan ayında ise 50 baz puan düşürerek sadeleşme yönünde ölçülü adımlar attık. Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını ve gecelik borç alma faizini ise sırasıyla yüzde 7,5 ve yüzde 7,25 oranlarında sabit tuttuk.”

Çetinkaya, Merkez Bankası fonlamasının bu dönemde ağırlıklı olarak bir hafta vadeli repo ihaleleriyle yapılmaya devam ederken, marjinal fonlamanın payı yüksek seviyesini koruduğunu anımsattı.

2016 yılı şubat ayında yüzde 9,1 seviyesine ulaşan ağırlıklı ortalama fonlama faizinin nisan ayı itibarıyla yaklaşık yüzde 8,6 seviyesine gerilediğini belirten Çetinkaya, bankalararası gecelik repo faizlerinin de koridorun üst bandında gerçekleştirilen toplam 75 baz puanlık indirime paralel olarak düşüş gösterdiğini ifade etti.
Çetinkaya, “Önemle vurgulamak isterim ki, önümüzdeki dönemde para politikası duruşu enflasyon görünümüne bağlı olmaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak, enflasyon beklentilerini, fiyatlama davranışlarını ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeleri dikkate alarak para politikasındaki sıkı duruşumuzu gerekli gördüğümüz süre boyunca koruyacağız.” diye konuştu.

– “Sadeleşme adımlarına devam edeceğiz”

Yakın dönemde getiri eğrisi tüm vadelerde aşağı kaydığını belirten Çetinkaya, “Bu gelişmede küresel faktörler olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının genişleyici politika duruşlarını sürdürmesi ile bu ülkelerdeki faiz oranlarının uzunca bir müddet düşük düzeylerde kalacağı öngörüsünün güçlenmesi, küresel belirsizliklerin azalması ve küresel finansal koşullarda gözlenen iyileşme etkili oldu.” açıklamasında bulundu.

Çetinkaya, Türkiye’ye ilişkin makroekonomik göstergelerin olumlu seyrinin, piyasa ve anket bazlı enflasyon beklentilerindeki azalış ve marjinal fonlama faizinde yaptıkları indirimlerin de bu gelişmeye katkı verdiğini ve getiri eğrisinin eğiminin ise bu dönemde yataya yakın konumunu koruduğunu dile getirdi.

Küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Çetinkaya, ekonomik temeller açısından bakıldığında son yıllarda Türkiye’deki kırılganlıkları azaltan önemli gelişmeler olduğunu ifade etti.

TCMB Başkanı Çetinkaya, özellikle uygulanan para politikası ve makroihtiyati politikalarla ekonomide yaşanan dengelenmenin bu sürece önemli destek verdiğini vurguladı.

Bu dönemde, mali disiplinin sürdürülmesinin de ekonominin sağlamlığına önemli bir katkı verdiğine işaret eden Çetinkaya, “Ayrıca, ağustos ayında açıkladığımız yol haritasındaki önlemlerin etkili bir şekilde uygulanması ile kredilerde ve döviz kurlarında gözlenen aşırı oynaklıkların azaldığını görüyoruz. Uygulamakta olduğumuz sıkı para politikasının ekonominin küresel şoklara olan hassasiyetini azaltarak finansal istikrarı desteklediğini değerlendiriyoruz. Merkez Bankası olarak, küresel oynaklıklardaki düşüşün devam etmesi veya dış denge ve finansal istikrar alanındaki kazanımları sürdürecek politika önlemlerinin etkili bir şekilde kullanılması durumunda sıkı para politikasını daha dar bir faiz koridoru içerisinde uygulayabileceğiz. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde koşullar elverdiği ölçüde sadeleşme adımlarına devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.” değerlendirmesini yaptı.

– “Kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyredecek”

Çetinkaya, uyguladıkları sıkı para politikasının ve BDDK’nın konut hariç bireysel kredilere yönelik yürürlüğe koyduğu makroihtiyati tedbirlerin de etkisiyle yavaşlayan finansal olmayan kesime kullandırılan kredilerin yıllık büyüme oranının 2016 yılı ilk çeyreğinde yüzde 10,9’a gerilediği bilgisini verdi.

Bu dönemde, 2014 yılı başından itibaren olduğu gibi, ticari kredilerin tüketici kredilerine göre daha yüksek bir oranda büyümeye devam ettiğini aktaran Çetinkaya, kredi büyümesi ve kompozisyonundaki bu gelişmelerin bir yandan dengelenme sürecine ve finansal istikrara katkı verirken, diğer yandan enflasyon üzerindeki maliyet yönlü baskıları sınırlayıcı yönde etki yaptığına dikkati çekti.

Çetinkaya, 13 haftalık ortalamaların yıllıklandırılmış büyüme hızlarına bakıldığında ise hem ticari kredilerde hem de tüketici kredilerinde büyüme eğilimlerinin 2016 yılı başından itibaren bir toparlanma sergilediğini söyledi.

Tüketici kredilerinin risk ağırlıklarına dair yapılan düzenlemelerin, ücret gelişmeleri ve finansal koşullarda yaşanan iyileşmelerin gelecek dönemde kredi büyümesine olumlu etki edebileceğini değerlendiren Çetinkaya, “Bununla birlikte, sıkı para politikası duruşumuzun ve makroihtiyati politika çerçevesinin katkısıyla yıllık kredi büyüme hızlarının makul düzeylerde seyretmeye devam edeceğini öngörüyoruz.” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, “Ocak Enflasyon Raporu varsayımlarına göre, ham petrol fiyatlarını yukarı yönlü ve ABD doları cinsinden ithalat fiyatlarını ise aşağı yönlü güncelledik. Yıllık ortalamalar itibarıyla ham petrol fiyatları varsayımımızı 2016 yılı için 37 dolardan 40 dolara yükselttik” dedi.

Yılın ikinci Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Çetinkaya, 2016 yılının ilk çeyreğinde tüketici enflasyonunun bir önceki çeyreğe kıyasla 1,35 puan azalarak yüzde 7,46 ile Ocak Enflasyon Raporu öngörüsünün altında gerçekleştiğini söyledi.

Tahminlere kıyasla yıllık enflasyondaki azalışta işlenmemiş gıda fiyatlarının belirleyici olduğunu dile getiren Çetinkaya, işlenmemiş gıda ve tütün dışı enflasyonunun Ocak Enflasyon Raporu öngörüleri ile uyumlu gerçekleştiğini ifade etti.

Çetinkaya, bu dönemde Türk lirasındaki birikimli değer kaybının yıllık enflasyon üzerindeki etkilerinin azalmaya devam etmesi ve ithalat fiyatlarının düşük seviyesini koruması sonucunda temel mal ve enerji grupları yıllık enflasyonlarında da sınırlı azalışlar gördükleri bilgisini verdi.

Diğer taraftan, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarda yapılan ayarlamaların, enflasyon beklentilerinin yüksek seviyesinin ve ücret gelişmelerinin enflasyondaki düşüşü sınırladığını belirten Çetinkaya, yılın ilk çeyreğinde ılımlı seyreden iklim koşulları sonucunda taze meyve ve sebzelerde artan ürün arzına bağlı olarak işlenmemiş gıda fiyatlarının belirgin bir şekilde gerilediğini aktardı.

Çetinkaya, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki düşüşe taze meyve ve sebze dışında kalan diğer işlenmemiş gıda ürünlerinin de katkı verdiğini kaydederek, bu gelişmede başta kırmızı et olmak üzere belirli ürünlere yönelik alınan tedbirlerin de etkili olduğunu değerlendirdiklerini anlattı.

Başkan Çetinkaya, “Sonuç olarak, ilk çeyrekte gıda ve yemek hizmetleri grubunun yıllık enflasyonu, gıda enflasyonundaki keskin düşüş ile yüzde 6,31’e inerek üç yıl aradan sonra gıda ve yemek hizmetleri hariç tüketici enflasyonunun altına geriledi” diye konuştu.

– “İlk çeyrekte gıda enflasyonundaki iyileşme tüketici enflasyonunu düşürdü”

İlk çeyrekte zayıflayan birikimli döviz kuru etkilerine bağlı olarak temel mal enflasyon eğiliminde belirgin bir iyileşme gördüklerini dile getiren Çetinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aynı dönemde döviz kuruna duyarlı kalemlerdeki artışlar ve ücret gelişmelerine ek olarak genel enflasyon düzeyinin oluşturduğu katılıklar sonucunda hizmet enflasyonunun eğilimi yüksek seyrini sürdürdü. Bu gelişmeler çerçevesinde çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimlerinde temel mal grubu kaynaklı olarak önemli bir yavaşlama kaydedildi. Özetle yılın ilk çeyreğinde gıda enflasyonundaki iyileşme ve ithalat fiyatlarının destekleyici seyri tüketici enflasyonunda belirgin bir düşüşe neden oldu, ancak birikimli döviz kuru etkileri ve özellikle hizmet enflasyonundaki katılıklar nedeniyle çekirdek göstergelerde henüz arzu edilen iyileşme gerçekleşmedi.”

– “İlk çeyrekteki veriler ılımlı ve istikrarlı artışın sürdüğünü gösteriyor”

Çetinkaya, 2015 yılının dördüncü çeyreğine ilişkin GSYİH verilerine göre iktisadi faaliyetin Ocak Enflasyon Raporu’nda ortaya koydukları görünümle uyumlu bir seyir izlediğini söyledi.

Milli gelirin dönemlik bazda yüzde 0,7, yıllık bazda ise yüzde 5,7 oranında arttığını dile getiren Çetinkaya, “Böylece, 2015 yılında büyüme yüzde 4 olarak gerçekleşti. Son çeyrek gelişmeleri harcama tarafından değerlendirildiğinde, yurt içi talebin büyümenin sürükleyicisi olduğu görülürken, dört çeyreklik aranın ardından net ihracat büyümeye yeniden pozitif katkı verdi” ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, 2016 yılı ilk çeyreğine ilişkin verilerin iktisadi faaliyetteki ılımlı ve istikrarlı artışın sürdüğünü gösterdiğini belirterek, sanayi üretiminin Aralık-Şubat döneminde üst üste aylık bazda artışlar gösterdiğini, böylece üretimin Ocak-Şubat döneminde bir önceki çeyreğin yüzde 1,6 üzerinde gerçekleştiğini bildirdi.

Başkan Çetinkaya, ilk çeyreğe ilişkin verilerin gerek iç talebin gerekse dış talebin bu dönemde büyümeye katkı verdiğine işaret ettiğini aktardı.

2016 yılı geneline ilişkin talep görünümünü değerlendirdiklerinde iktisadi faaliyetin 2015 yılına kıyasla bir miktar daha güçlü olmasını beklediklerini dile getiren Çetinkaya, “Küresel kriz sonrası gözlenen güçlü istihdam performansı ve asgari ücrette 2016 yılı başında yapılan artışın etkileriyle gelir kanalının iç talebi destekleyeceğini öngörüyoruz” dedi.

– “Cari dengede gözlenen iyileşme eğilimi devam edecek”

Çetinkaya, yurt içi belirsizliklerin 2015 yılına göre azalmasının da tüketici ve yatırımcı güveninin iyileşmesi yoluyla, güven kanalından iç talebe katkı verebileceğini belirterek, küresel oynaklıklardaki azalmanın sürmesinin ve küresel finansal koşullarda yaşanan iyileşmenin yurt içi finansal koşulları da olumlu etkilediğini ifade etti.

Bu gelişmeler doğrultusunda, gelecek dönemde gelir ve güven kanalları ile finansal koşulların iç talebi desteklemesini beklediklerini dile getiren Çetinkaya, “Dış talebe ilişkin jeopolitik gelişmeler ve zayıflayan küresel büyüme kaynaklı riskler devam ederken hizmet ihracatına yönelik aşağı yönlü riskler de yakın dönemde belirginleşti. Bununla birlikte, Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın ihracat üzerindeki olumlu etkisi güçlenerek sürüyor” diye konuştu.

Çetinkaya, şöyle devam etti:

“Özetle, 2016 yılında iç talebin 2015 yılına kıyasla bir miktar güçlenmesini, dış talebin ise jeopolitik risklerin varlığına karşın Avrupa Birliği talebi kaynaklı toparlanma eğilimi sergilemesini bekliyoruz. Süregelen makroihtiyati politika tedbirlerinin ve dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmelerin katkısı ile cari dengede gözlenen iyileşme eğiliminin devam edeceğini öngörüyoruz. Cari açıktaki düşüşün sürmesi ve güçlü kamu maliyesi ise olası şoklara karşı ekonomi politikalarının dengeleyici yönde hareket edebilmesi açısından alan oluşturuyor.”

– “2016 yılı için gıda enflasyonu tahminimiz yüzde 9”

Enflasyon tahminlerinde gıda, enerji ve ithalat fiyatlarının da önemli rol oynadığını vurgulayan Çetinkaya, petrol fiyatlarında bir önceki Enflasyon Raporu dönemine göre bir miktar yükseliş olmakla birlikte, uluslararası piyasalardaki emtia fiyatlarında düşüş eğiliminin yılın ilk çeyreğinde de sürdüğünü söyledi.

Ocak Enflasyon Raporu varsayımlarına göre, ham petrol fiyatlarını yukarı yönlü ve ABD doları cinsinden ithalat fiyatlarını ise aşağı yönlü güncellediklerini aktaran Çetinkaya, şu ifadeleri kullandı:

“Yıllık ortalamalar itibarıyla ham petrol fiyatları varsayımımızı 2016 yılı için 37 dolardan 40 dolara yükselttik. Gıda enflasyonunda yılın ilk çeyreğinde işlenmemiş gıda grubu kaynaklı çok belirgin bir düşüş gördük. Bu düşüşün kısa vadede devam etmesini bekliyoruz. Bununla birlikte, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yüksek oynaklığı göz önünde bulundurarak gıda enflasyonu varsayımımızı 2016 yılı için yüzde 9, 2017 yılı için yüzde 8 olarak koruduk.

Orta vadeli tahminlerimizi üretirken vergi ayarlamalarının ve yönetilen/yönlendirilen fiyat değişikliklerinin enflasyon hedefi ve otomatik fiyatlama mekanizmaları ile uyumlu olacağı bir görünümü varsaydık. Maliye politikasının orta vadeli duruşu için 2016-2018 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program projeksiyonlarını temel aldık. Asgari ücrette 2016 yılı başında yapılan artışın üretici maliyetlerine, toplam talebe ve enflasyona yansımalarını da yakından takip ediyoruz.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, yeni dönemde tercihlerinin daha sade ve öngörülebilir bir para politikasından yana olacağını belirterek, “Nihai olarak para politikası duruşunun daha açık ve öngörülebilir olduğu bir sisteme geçmeyi planlıyoruz” dedi.

Yılın ikinci Enflasyon Raporunu açıkladığı toplantıda konuşan Çetinkaya, başkanlık döneminin bu ilk basın toplantısında gelecek döneme dair bazı hususları paylaşmak istediğini belirterek, Merkez Bankasının gelecek dönemde fiyat istikrarını temel hedef olarak gözetmeye devam edeceğini söyledi.

“Fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması ekonomide öngörülebilirliği arttırmakta; büyüme, yatırımlar ve istihdam bu durumdan olumlu etkilenmektedir” diyen Çetinkaya, fiyat istikrarının ekonomik istikrar açısından önemine ve tüm ekonomik aktörlere sağlayacağı kazanımlara dair farkındalığın artırılmasının temel önceliklerinden olacağını vurguladı.

Çetinkaya, geçen dönemde yaşanan birçok dışsal şoka rağmen, Türkiye’de enflasyonun tek haneli seviyelerde tutulabilmesinin kayda değer bir kazanım olduğunu kaydederek, gelinen nokta itibarıyla Türkiye’de tam anlamıyla fiyat istikrarına ulaşıldığını söylemenin mümkün olmadığını ifade etti.

Enflasyon hedeflemesinde elde edilen son 10 yıllık tecrübenin fiyat istikrarına kalıcı olarak ulaşmanın ortak bir çabayla mümkün olacağını gösterdiğini dile getiren Çetinkaya, enflasyonun halen hedefin üzerinde ve oynak olmasında yapısal faktörlerin rolünün azımsanamayacak düzeyde olduğunu bildirdi.

Çetinkaya, “Bu faktörlerin daha derinlemesine anlaşılması ve enflasyonla mücadelede bütüncül bir yaklaşımın kurgulanması fiyat istikrarına kalıcı olarak ulaşma amacını destekleyecektir. Bu çerçevede Merkez Bankası olarak fiyat istikrarı ile ilişkili yapısal konuların teşhis edilmesi ve çözüm önerileri geliştirilmesi konusunda paydaşlarımızla yakın iletişim halinde, sonuç odaklı bir yaklaşım içinde olacağız” dedi.

Yapısal konularla iki başlıkta ilgilendiklerine değinen Çatinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birincisi, enflasyonda ilave katılık ve oynaklığa yol açarak fiyat istikrarını doğrudan olumsuz etkileyen faktörler. İkincisi ise para politikasının etkinliğini sınırlayan unsurlar. Tarımsal ürün fiyatları, rekabet ortamı, finansal piyasaların derinliği, dolarizasyon, maliye politikası ile para politikası etkileşimi, tasarruf açığı ve makroihtiyati çerçeve gibi başlıklar bu kapsama girmektedir.

Yeni dönemde bu konuları daha derinlemesine çalışıp kamuoyunda farkındalığı artırma ve ilgili paydaşlarla eşgüdüm halinde enflasyonla yapısal tarafta da etkin bir şekilde mücadele etme arzusundayız. Bu yaklaşımın fiyat istikrarına kalıcı olarak ulaşılmasına önemli katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz.”

– “Sade ve öngörülebilir bir para politikasından yana olacağız”

Çetinkaya, son dönemde hayata geçirilen Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi kapsamında yapılan çalışmaların bu süreçte somut ve değerli bir örnek teşkil ettiği değerlendirmesinde bulunarak, bu tür çabaların daha da artırılması ve yaygınlaştırılmasının önem arz ettiğini söyledi.

TCMB Başkanı Çetinkaya, Merkez Bankası Kanunu’nda tanımlanan “hükümetin mali ve ekonomik müşaviri olma görevinin” bu çabaların temelini oluşturduğunu bildirdi.

Yeni dönemde tercihlerinin daha sade ve öngörülebilir bir para politikasından yana olacağının altını çizen Çetinkaya, “Nihai olarak para politikası duruşunun daha açık ve öngörülebilir olduğu bir sisteme geçmeyi planlıyoruz” ifadesini kullandı.

– “Finansal ve reel sektörü daha iyi anlamak için çaba göstereceğiz”

Çetinkaya, gelecek dönemde makroekonomik dengeleri ve para politikası ile etkileşimlerini de gözeten bütüncül bir yaklaşımla hareket edeceklerini kaydederek, “Hem günün şartlarını hem de geleceğe dair beklentileri dikkate alarak finansal ve reel sektörü daha iyi anlamak için çaba göstermeye devam edeceğiz. Bu konularda geçmişte başlattığımız çalışmaları daha ileri götürme gayretinde olacağız. Nihai amacımız, fiyat istikrarını sağlayarak ekonomik istikrarı pekiştirmek ve ödünleşimleri azaltmak olacaktır.” açıklamasında bulundu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir