Ana Sayfa / Gündem / Yeni çağın sorunları için yeni bir bakış açısı geliştirmemiz gerek
Ali Koç

Yeni çağın sorunları için yeni bir bakış açısı geliştirmemiz gerek

Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve B20 İstihdam Görev Gücü Eş Başkanı Ali Y. Koç, yeni çağın getirmiş olduğu sorunları eski düşünce sistemleri ile çözmenin mümkün olmadığını kaydetti.

Ali Koç, Koç Holding’in kurumsal yayını Bizden Haberler’in aralık sayısında, İstihdam Görev Gücü’nün bir yıllık çalışmalarını ve Liderler Bildirgesi’nde yer bulan önerileri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Yeni çağın getirmiş olduğu sorunları eski düşünce sistemleri ile çözmenin mümkün olmadığını vurgulayan Koç, “Artık yeni bir bakış açısı geliştirmemiz gerek. Bunu kendi irademiz ile gerçekleştirmezsek, bir noktada bu değişikliğe zorlanacağımıza inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel kriz sonrasında bir takım iyileşmeler gözlenmiş olsa da, ekonomik canlanmanın henüz istenilen seviyelere ulaşamadığını belirten Koç, Merkez bankaları ile hükumetlerin gösterdiği yoğun gayretlere rağmen finans piyasalarının hala hassas, ekonomik büyümenin ise cansız olduğunu kaydetti.

Küresel ekonomik gelişmelerin G20 liderlerinin geçen yıl verdikleri hedefe ulaşmanın düşünüldüğünden çok daha zor olacağını gösterdiğini vurgulayan Koç, “Ancak bu durum ekonomik reformların hayata geçmesini yavaşlatmamalı. Hükümetler yine de büyüme stratejilerini kararlılıkla uygulamaya devam etmeli ve gerekli reformları hayata geçirmeli” dedi.

Buradaki en önemli hususun sağlanan büyümenin kapsayıcı ve istihdam odaklı olması olduğuna işaret eden Koç, sözlerine şöyle devam etti:

“Ekonomik büyümenin tek başına fayda getirmediği artık tüm çevrelerce kabul görmüş bir olgu. Büyümeden elde edilen kazanımlar toplumun tüm kesimlerine fayda sağlayacak şekilde yaygınlaştırılmalı ve sosyal kalkınmaya hizmet etmeli. Bu da ancak ekonomik ve sosyal politikaların bir arada gözetilerek tasarlanması ile gerçekleşebilir.

Örneğin ekonomi politikaları, istihdam ve eğitim politikaları ile birlikte değerlendirilmelidir. Bu da ancak ve ancak politika geliştirmede aktif bir sosyal diyalog ve ilgili tüm tarafların katılımı ile mümkündür. İş dünyası, işçi kuruluşları, sivil toplum ve üniversiteler bu süreçlerde etkin olmalıdır.”

“Sığınmacı çocukların eğitim ve beceri gelişimini sağlamadan genç işsizliğin çözüleceğini düşünmek gerçekçi  yaklaşım değil”

Koç, G20 Türkiye Dönem Başkanlığı’nın en önemli kazanımlarından birinin sosyal diyaloğun öne çıkarılması olduğunu, sosyal diyaloğun en güçlü olduğu dönemlerden birini yaşadıklarını söyledi.

İş dünyası için en önemli sosyal paydaşın işçiler ve onları temsil eden işçi kuruluşları olduğunu belirten Koç, bunu dikkate alarak G20 ülke liderlerine gerçekçi ve uygulanabilir tavsiyeler geliştirmede işçi temsilcilerine ihtiyaç olduğu bilinciyle hareket ettiklerini ve çalışmalarına ilk günden itibaren L20’nin katılımını sağladıklarını kaydetti.

Koç, çalışmaları sonucunda G20 hükümet liderlerine hitaben ortak bir bildirge imzaladıklarını anımsatarak, “B20 ve L20 temsilcileri olarak bu bildirgede G20 hükumetlerini genç işsizliğinin kararlılıkla ele alınması, istihdamı teşvik eden makro-ekonomik politikaların izlenmesi, 2014 Brisbane Zirvesi’nde alınan istihdamda cinsiyet farkını yüzde 25 azaltma hedefinin gerçekleştirilmesi, kayıtlı ekonominin özendirilmesi ve ILO 2015 Uluslararası Çalışma Konferansında kayıt dışı ekonomiyle mücadelede benimsenen yeni önerinin kabulü konularında kararlılık göstermeye davet ettik. Değindiğimiz bir diğer konu ise sosyal diyaloğa verdiğimiz önemi de yansıtacak şekilde, işveren ve işçi kuruluşlarına ekonomik ve sosyal politikaların şekillenmesinde etkin rol verilmesinin önemi oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Sığınmacılarla ilgili de konuşan Koç, Türkiye’de çoğunlukla Irak ve Suriye’den gelen yaklaşık 2,5 milyon sığınmacıya yönelik devletin ve vatandaşların azımsanamayacak yardımları olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Sadece İstanbul’da Avrupa’nın tamamından daha çok sığınmacı olduğu ve Türkiye hükümetinin bu konuyla ilgili milyarlarca dolar harcadığı biliniyor. Sığınmacı nüfusun hemen hemen yarısını çocuklar ve gençler oluşturmaktadır. Dolayısıyla sığınmacı konusu sürekli altını çizdiğimiz genç işsizliği sorunu ile de yakından ilgilidir. Bu çocukların ve gençlerin sosyal entegrasyonunu sağlamak, kendilerine bir gelecek inşa edebilmeleri adına eğitime erişimlerini temin etmek ve beceri setlerini geliştirmek hepimizin sorumluluğudur.

Sığınmacı  çocukların eğitim ve beceri gelişimini sağlamadan genç işsizliği sorununun çözüleceğini düşünmek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Türkiye’nin bu kadar kısa bir süre zarfında bu kadar büyük sayıda sığınmacıya kucak açması, daha büyük ekonomilerin sığınmacılara umut sağlama konusunda çok daha fazlasını gerçekleştirebileceğini göstermiştir.”

– “Genç istihdamı, kadınların sosyal ve iktisadi hayata katılımı ile beceri kazanımı konuları benim çok önem verdiğim konular”

Koç, B20 İstihdam Görev Gücü olarak tüm çalışmalarını küresel ölçekte ekonomik ve sosyal kazanımlara katkı sağlayabilmek amacıyla yaptıklarını söyledi.

Politika dokümanlarında yer alan her bir cümlenin bu amaca hizmet ettiğini aktaran Koç, B20 İstihdam Görev Gücü olarak bu sene üzerinde çalıştıkları konuların önemli bir kısmının G20 Liderler Bildirgesi’ne yansıdığını görmekten büyük mutluluk duyduklarını kaydetti.

B20 görev güçlerinin çalışmalarının temel amacının G20 liderlerine politika önerilerinde bulunmak olduğuna işaret eden Koç, “Karşılıklı diyaloğun kazan-kazan mantığının çağımızın sorunlarının çözümünde kilit başarı faktörü olduğunu da hatırlarsak bu sürecin değeri daha net anlaşılır” dedi.

B20 İstihdam Görev Gücü olarak hazırladıkları önerileri içeren politika dokümanlarında değindikleri “genç işsizliği, kadın istihdamının güçlendirilmesi, beceri gelişimi ve iş gücünün uluslararası hareketliliği” gibi konuların G20 Liderler Bildirgesi’ne girdiğine işaret eden Koç, şunları ifade etti:

“Üçüncü başlığımız ise iş ortamının iyileştirilmesi idi. Bu da daha çok politika adımlarına yansıyacak bir unsurdur. Bu aşamadan sonra dileğimiz bu önerilerin hükümetler tarafından hayata geçirilmesidir. Bunu sağlamak için de B20 İstihdam Görev Gücü olarak tüm üyelerimizi dahil ettiğimiz bir savunuculuk bir nevi lobi süreci geliştirdik. Bu süreçle de politika önerilerimizin sadece G20 Liderler Bildirgesi’nde yer almakla sınırlı kalmayarak ülke politikalarına da girmesi için çalıştık. Dediğim gibi genç istihdamı, kadınların sosyal ve iktisadi hayata katılımı ve beceri kazanımı konuları benim çok önem verdiğim konular.”

– “Neden  böyle sorunlarla karşılaştığımız konusunda hepimizin kafa yorması gerekiyor”

Koç, dünyada son 30-35 yıllık döneme bakıldığında sorunun büyüyememekten çok, bu büyümenin adil ve eşitlikçi bir şekilde paylaşılamamasından kaynaklandığının görüldüğünü söyledi.Gerek finansal piyasalarda, gerekse dünya ticaretinde 1980 sonrasında son derece kapsamlı bir serbestleşme sürecinin yaşandığını anımsatan Koç, bu dönemde özelleştirmeler aracılığıyla, kamunun ekonomideki rolünün azaltılmasına yönelik politikaların da yaygınlık kazandığını dile getirdi. 1990’lardan itibaren ise küreselleşmenin dünya ekonomisindeki ana temalardan birisi haline geldiğini vurgulayan Koç, önce mal ticareti önündeki engellerin kaldırılmasıyla başlayan küreselleşmenin daha sonra sermayenin ve hizmetlerin de ülkeler arasında daha serbest dolaşımına olanak sağlayacak bir şekilde genişlediğini ifade etti.

Koç, özellikle teknolojideki gelişmeler ve internetin hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi sonucunda, 2000’li yıllarda haber ve bilginin küresel dolaşımı önündeki engellerin neredeyse tamamen kalktığını belirterek, “Bu dönemde dünyada büyüme hızları yükseldi. Dünya ekonomisi 1980 sonrasındaki 35 yılda, yıllık ortalama yüzde 3.5 büyüdü. Bu rakam 2003-2008 arasında yüzde 5,1’e kadar yükseldi” şeklinde konuştu.

Dünyanın acilen daha eşitlikçi ve daha sürdürülebilir bir ekonomik modele ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Koç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu modelin, ekonomik büyüme konusunda başarısı İkinci Dünya Savaşı sonrasında tescillenmiş kapitalizmden farklı bir model olması gerekmiyor. Ancak, mevcut yapının sürdürülemez olduğunu kabullenerek,kapitalizmi yeniden düşünmemiz gerekiyor. Bir başka ifadeyle, kapitalizmin kendini yeniden keşfetmesi, yeni bir dinamizm ortaya koyarak  dünyamızı bir dönem daha ileriye taşıyacak bir yapıya dönüşmesine ihtiyaç duyuluyor. Kapitalizm bunu daha önce birkaç kez yaptı; bundan sonra da yapmaması için hiçbir neden yok.Eğer bu dönüşüme tüm paydaşlar öncülük etmez ve yönlendirmezsek, iş dünyasının son 30-40 yılda büyük zorluklarla elde ettiği kazanımları kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz”

 

Ekonomi Servisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir