Ana Sayfa / Otomotiv / Ülger: Trafik sigortası en düşük ülkeyiz
2.-el-otomobil

Ülger: Trafik sigortası en düşük ülkeyiz

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ramazan Ülger, “Ülkemiz Avrupa’da ortalama trafik sigortası primi en düşük, buna karşılık hasar frekansı en yüksek ülkeleri arasında yer alıyor” dedi.

Ramazan Ülger ile Birlik Yönetim Kurulu ve Yönetim Komitesi Üyeleri’nin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, kamuoyunda “zorunlu trafik sigortası” olarak bilinen “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası”ndaki son durum ele alındı.

Türkiye’de Ekim 2015 itibariyle trafikte yaklaşık 20 milyon adet kayıtlı aracın yaklaşık 16 milyon adedinin zorunlu trafik sigortası bulunduğu belirten Ülger, sigortalama oranının yüzde 81 civarında olduğunu dile getirdi.

Yaklaşık yüzde 20’lik sigortasızlık oranı bulunduğuna dikkati çeken Ülger, “Bu durum, yüzde 20 sigortasızların hasar bedelini de sigortalıların ödediği anlamına geliyor. Çünkü, ‘garanti fonu’ denilen sigortalılardan kesilen bir kaynak var. Yani sigortasız olunca o kişiler mutlu olmakla beraber, diğer iyi vatandaşlar bir bedel ödüyor” diye konuştu.

Ülger, Türkiye’nin dünya ortalamasının üstünde, Avrupa ortalamasının iki katı bir kaza frekansı bulunduğuna dikkati çekerek, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2014 yılında yaklaşık 1 milyon 200 bin trafik kazası olduğunu, bu kazalarda 3 bin 524 kişinin hayatını kaybederken, 285 bin kişinin de yaralandığını aktardı.

Bunun çok yüksek bir oran olduğunu vurgulayan Ülger, “Kaza dendiğinde sadece araçların birbirine çarpıp çamurluklarının kırıldığını anlamayın. Bunlar rakamsal olarak anlamı olan şeyler değil. Asıl anlamı olan ölümlü kazalardır. Dediğim gibi yaklaşık 16 milyon poliçe ve 2014 yılında ise yaklaşık 5 milyar lira prim var. Trafik sigortalarının, sigorta sektöründe yaklaşık yüzde 22 payı var. Sektörün en önemli ciro kaynaklarından biri. Onun için şirketlerin bu branşta faaliyet göstermeme durumu yok. Çünkü tüketiciye veya sigortalıya ulaşmanın en hızlı yolu bu branştan geçiyor” değerlendirmesini yaptı.

– “Trafik sigortalarında teknik olarak hiçbir zaman sektör para kazanamadı”

Ramazan Ülger, trafik sigortası primlerinin neden yükseldiğine de değinerek, trafik sigortalarında teknik olarak hiçbir zaman sektörün para kazanamadığını dile getirdi.

Sektörün bundan sonra da kazanmayacağını belirten Ülger, “Ama bir de yönetilebilir zarar var. Dediğim gibi, 16 milyon müşteriye ulaşabildiğiniz bir iş kolunda para kazanamayabilirsiniz ama zarar da etmemeniz veya yönetilebilir zararla yürümeniz lazım. Ne zaman ki bu yönetilemez oldu, diğer branşların karını götürdü ve sermayeyi yemeye başladı, o zaman kriz oluyor. Bugün o günlerden biri. Geriye dönük 10 yıla baktığınızda zarar devam ediyor. Aralık 2015 itibariyle ben bunun 2 milyar liranın üzerine çıkacağını tahmin ediyorum” ifadelerini kullandı.

Ülger, zararın sebeplerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, trafik sigortası kapsamında maddi, tedavi ile sürekli sakatlık ve destekten yoksun kalma teminatları sunulduğunu söyledi.

Konuya ilişkin asgari ücretten de örnek veren Ülger, “Destekten yoksun kalma tazminat hesabımızın yüzde 95’i asgari ücretten hesap ediliyor. Şu anda sektörde yaklaşık yıllık 50 bin tane bedeni hasar dosyası var, açık. Bunların tamamı yeni asgari ücretle hesap edilecek. Bu dosyalar için primi, asgari ücretin enflasyon kadar artacağına göre aldık. Önümüzdeki dönemde sektöre yaklaşık 2 milyar lira ek maliyet geliyor. Bu bir sistematik risk. Sizin bunu bilerek tarifenize yansıtmama şansınız var mı? Bu yeni bir konu” ifadelerini kullandı.

Ülger, teminat tanımlarında netlik olmaması nedeniyle farklı yorumların oluşması, hesaplamalarda standartların olmaması, döviz kurundaki aşırı dalgalanma ve bunun bir sonucu olarak yedek parça maliyetlerinde kontrol edilemeyen artışlar ile geriye dönük uygulanan yargı kararlarının da trafik sigortalarındaki zararlar olduğunu söyledi.

– “Trafik sigortasının sakatlanma ve ölümde kişi başı üst limiti 310 bin lira”

Ramazan Ülger, bedeni tazminatların, ödenen toplam hasar içerisindeki payının son yıllarda hızla artarak 2014’te yüzde 51’e yükseldiğini belirtti.

Son 5 yılda ortalama bedeni tazminat tutarının yüzde 311, maddi hasar tutarı yüzde 36 ve ortalama trafik sigortası priminin ise yüzde 54 arttığına işaret eden Ülger, şöyle devam etti:

“Şunu vurgulamak istiyorum, maalesef bazen otorite diyebileceğimiz kişilerle konuşurken, trafik sigortasını ‘vergi’ olarak söylüyor. Bu bir vergi değil sigortadır. Bugün itibariyle aldığınız trafik sigortasının sakatlanma ve ölümde kişi başı üst limiti 310 bin liradır. Kaza başına araç türlerine ve kullanım şekillerine göre değişmekle beraber motosiklette 900 bin lira, büyük araçlarda 3 milyon lira, otomobil veya traktör gibi araçlarda 1,5 milyar lira teminat var. Bir hasarda 3 milyon liraya kadar hasar ödüyorsunuz. Bunlar bedeni teminatlardı. Bir de maddi teminat var ki, araç başına çarpışmaya yönelik, kaza başına da 62 bin lira teminatı var.”

Türkiye’nin trafik sigortası ortalama primi hakkında da bilgi veren Ülger, “Ülkemizin ortalaması yaklaşık 105 avro, Avrupa ortalaması 230 avro seviyesinde bulunuyor. Hasar frekansında Avrupa ortalaması yüzde 6 seviyesindeyken, ülkemiz yüzde 9’la ilk sıralarda yer alıyor. Ülkemiz Avrupa’da ortalama trafik sigortası primi en düşük, buna karşılık hasar frekansı en yüksek ülkeleri arasında yer alıyor. Özellikle İstanbul’un hasar frekansı, Türkiye ortalama hasar frekansından 2 kat daha yüksek” açıklamasını yaptı.

– “Mevzuat riski, artık en büyük risk”

Ramazan Ülger, trafik sigortası primlerinin yükselmeye devam edip etmeyeceğine ilişkin ise bazı önceliklendirme problemleri bulunduğuna işaret etti.

Asıl problemin, mevzuat yani yasal dayanak olmamasından kaynaklandığını vurgulayan Ülger, şunları söyledi:

“Bu boşluğu, reel piyasanın kendi kendini ekonomik kuralları çerçevesinde doldurmasının sorununu yaşıyoruz. Karayolları Trafik Kanunu’nda öncelikle yapılması gereken değişiklikler, Maddi ve Manevi Tazminat başlıklı 90’ıncı madde, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar başlıklı 92’nci madde, En Az Sigorta Tutarları başlıklı 93’üncü madde, Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı başlıklı 97’nci madde, Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar başlıklı 111’inci madde olmalı.”

Ülger, Türkiye’de, zorunlu trafik sigortası primlerindeki artışın caydırıcı etkisinin, sürüş güvenliğine katkı sağlayarak trafik kazalarını önleyici etkiye sahip olduğunu belirtti.

Trafik sigortasının üçüncü şahısların trafik kazası nedeniyle uğradığı maddi ve bedeni zararı tazmin eden zorunlu bir sorumluluk sigortası olduğunu vurgulayan Ülger, trafik sigortasının, kişilere poliçe dönemi içerisinde gerçekleşen her hasarda ve haklarında açılabilecek davalar karşısında prim alınmadan ve teminat eksilmeden güvence sağladığını söyledi.

Ülger, trafik branşında zarar trendinin devam ettiğini, son 9 aydaki zararın 1,7 milyar TL’ye ulaştığını ve branşın sürdürülebilirliği açısından risk yarattığını vurguladı.

Primlerdeki artış nedeniyle Ağustos 2015’te yüzde 82,3 olan sigortalılık oranının, Ekim 2015’te yüzde 80,5’e düştüğünü belirterek, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla, sigortasız araç kullanımında artış riski oldukça yüksektir. Bu branşta hizmet veren şirket sayısının azalması rekabetçi piyasanın bozulmasına yol açacaktır. Mevzuat riski, artık en büyük risk olarak karşımıza çıkmaktadır, sektörümüze yatırım yapan yabancı sermaye üzerinde de belirsizlik yaratmaktadır. Oluşan bu belirsizlik ülkemize yapılan ve yapılacak yatırımları da olumsuz etkileyecektir.

Tazminat hesaplama standartlarının kanuni dayanağının olmaması nedeniyle mahkeme kararıyla oluşan içtihad, zaman aşımı süresince geriye dönük olarak tüm dosyaları etkilemekte, yoruma dayalı düzenlemeler zararı daha da artırmaktadır. Geriye dönük mevzuat düzenlemeleri veya içtihadlar, ilave sermeye ihtiyacı doğurmakta, sermayedara anlatılamamakta, yapılan sermaye artışları da bir süre sonra yetersiz kalmaktadır. Öngörülebilirliği ortadan kaldırmaktadır.”

Ülger, yapılması gerekenleri, “yapılan düzenlemelerin geriye dönük etkisi sınırlandırılmalı, hasar maliyetlerinin belirsizliği giderilmeli, serbest tarife sisteminden taviz verilmemeli, azami limit uygulamasından vazgeçilmeli ve şirketlerin ağır mali yük altından kalkmasını sağlayacak adımlar atılmalı” şeklinde sıraladı.

– “Yabancıların uzun vadede bu ülkenin istikrara kavuşacağı inancı var”

Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ülger, iki aydır yürütülmekte olan tavan uygulamasında geçen yıla oranla düşüş olduğunu belirtti.

Sektördeki yabancı sermaye artışının sektöre olumlu etkisinin daha çok olduğunu ifade eden Ülger, “Uzun yıllar Türkiye’de daha çok yerli şirket vardı, bu şirketleri alan yabancıların riskleri karşılama gücü var ve uzun vadede bu ülkenin istikrara kavuşacağı inancı var” diye konuştu.

Ülger gelişmiş ülkelerde hiçbir düzenlemenin geriye dönük işlemediğini vurgulayarak, “Bizdeki düzenlemelerin en büyük sorunu geriye dönük işlemesi çünkü mevzuatla değil de mahkemeyle yaparsanız herkes bir hak iddia ediyor” dedi.

Türkiye Sigorta Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Uğur Gülen de maliyetin 9 ve 10 yılda oluşmasının tahmin edilemez bir hal aldığını belirterek, “Maliyet oluşması sırasında birçok etmen bu maliyetin olması gerektiğinden çok daha hızlı artmasına sebep oluyor” ifadesini kullandı.

 

Ekonomi Servisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir