Ana Sayfa / Finans / Türkiye notunu mali disiplin korudu
Fitch

Türkiye notunu mali disiplin korudu

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings Kıdemli Direktörü ve Türkiye Analisti Paul Gamble, Türkiye’nin kredi notunun ve görünümünün korunmasında mali disiplinin sürdürülmesinin rol oynadığını söyledi.

Fitch Ratings Kıdemli Direktörü ve Türkiye Analisti Gamble, Türkiye’nin “BBB-” ile “yatırım yapılabilir” seviyede bulunan kredi notunun ve “durağan” not görünümünün teyit edilmesinin ardından AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Gamble, Türkiye’nin kredi notunu sabit tutmalarının altında yatan ana sebebin “mali taraf” olduğunu belirterek, “Seçimlerin olduğu bir yıl boyunca mali disiplin devam ettirildi. Bu yıl Türkiye’nin bütçe açığının geçtiğimiz yıla benzer şekilde gerçekleşmesini tahmin ediyoruz. Bu da borçlanma seviyelerinin düşmeye devam edeceği anlamına geliyor. Bu durum mali disiplin konusundaki kararlılığı gösteriyor ki bu bizi oldukça cesaretlendirdi” değerlendirmelerini yaptı.

Türkiye’nin dış finansman ihtiyacının dışsal hassasiyet oluşturduğunu aktaran Gamble, “Mevcut pozisyona bakıldığında durumun 6 ay öncesine kıyasla bir şekilde iyileştiğini görüyoruz. Cari açık beklediğimiz gibi biraz daha daraldı. Finansman profili iyileşti ve borçların vadeleri uzatıldı” ifadelerini kullandı.

– “Not indirilmesini öngörmüyoruz”

Fitch Ratings’in Türkiye’nin not görünümünü de “durağan” olarak teyit ettiğini hatırlatan Gamble, “Durağan görümüm önümüzdeki dönemde Türkiye’nin kredi notunun indirilmesini ya da çıkartılmasını öngörmediğimiz anlamına geliyor. Burada not görünümünün durağanda tutulmasında kilit önemde olan mali disiplin konusundaki kararlılıktır” dedi.

Gamble, Türkiye’de şirketlerin finansmana erişiminin sürmesinin “yatırım yapılabilir” notunun teyit edilmesinde etkili olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Türkiye’de bankaların ya da şirketlerin vadesi gelen borçlarının çevrilmesinde herhangi bir sorun olmadı. Halen banka ve şirketlerin sermaye piyasalarında rahat bir erişim var. Sermaye piyasalarının finansman koşullarında ani bir değişiklik olsa bile Türkiye’deki bankaların ve şirketlerin döviz pozisyonlarının tatminkar olduğunu düşünüyoruz.”

– “Seçimden sonra büyümede artış görebiliriz”

Türkiye’nin büyüme ivmesinin seçim sonrasında artabileceğine işaret eden Gamble, “Türkiye’nin bu yılın ilk yarısı itibarıyla ekonomik büyümesi oldukça güçlü oldu. Fakat yılın üçüncü çeyreğinde daha çok politik ve jeopolitik sebeplerin etkisiyle yavaşlama görüyoruz. Seçim döneminin bitmesiyle birlikte ekonomik büyümede yeniden bir artış görebiliriz” yorumunu yaptı.

Gamble, Türkiye’nin ekonomik büyümesinin içerisinde yatırımların payının zayıf olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’de ekonomik büyümenin kalitesinin, en az büyüme hızının artırılması kadar önemli olduğunu dile getirdi.

Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 2,8 ve gelecek yıl ise yüzde 3 büyüme kaydedeceği öngörüsünde bulunan Gamble, şöyle devam etti:

“Türkiye’de bu yıla dair enflasyon beklentimiz yüzde 7,1 seviyesinde. Bu tahminimizi TL’deki değer kaybından dolayı yakın zamanda yeniden revize ettik. Önümüzdeki yıl ise para biriminin istikrar kazanması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından sıkılaştırmaya gidilmesi durumunda enflasyonun yüzde 6,4’e gerilemesini bekliyoruz. Ayrıca, bu yılın sonunda cari açığın milli gelire oranının yüzde 4,6’ya gerilemesini bekliyoruz. Gelecek sene ise bu rakamın yaklaşık yüzde 4,8 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Türkiye’nin cari açık konusundaki tarihsel temeline bakarsak görece düşük seviyeler. Bunun temel sebebiyse petrol fiyatlarındaki düşüş.”

– Fed’in beklenen faiz artışı ve Türkiye

Gamble, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) beklenen faiz artışının Türkiye üzerindeki olası etkilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin bir süredir Fed’in faiz artırımına borç profilindeki vadeleri uzatarak hazırlandığını dile getiren Gamble, “Kısa vadeli borç ödemelerine bakarsanız, oldukça istikrarlı durumda, 6 ay önce bizim tahmin ettiğimiz seviyenin biraz altında” diye konuştu.

Gamble, Fed’in olası faiz artışına ilişkin risklerin bulunduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Fed’in faiz artırması finansman maliyetlerinin yükselmesi anlamına geliyor. Bu, Türk bankalarının ve şirketlerinin maruz kalacağı bir durum ve finansman için daha fazla ödemek durumunda olacaklar. Büyük resme bakarsanız, 6 ay öncesine kıyasla Türkiye’nin dışsal hassasiyetlere ilişkin becerisi konusunda biraz daha rahatız. Eğer Fed geçtiğimiz hafta faiz artırmış olsaydı, TCMB de faiz artırırdı diye düşünüyorum. Büyük ihtimalle bu yılın sonlarına doğru bir faiz artışı olur. Önümüzdeki yıl da faiz artırımları görebiliriz. Fed’in her faiz artışında TCMB de faiz artıracak değil, belki Fed’in ilk iki faiz artırımını takip edebilir.”

– “Reformların canlandırılması fırsat olur”

Türkiye ekonomisinin gelecek dönemine ilişkin risklerin daha çok politik tarafta olduğuna işaret eden Gamble, “Politika yapımında ya da jeopolitik durumda bozulmanın yaşanması, yerel politik çekişmeler büyüme ve yatırımların üzerinde potansiyel etki edebilir” uyarısında bulundu.

Gamble, Türkiye’nin reform programını yeniden canlandırmasının pozitif itici güç oluşturabileceğini vurgulayarak, son yıllarda ekonomik reformların oldukça yavaş kaldığını, reformlarda yeniden canlanma görülmesi durumunda daha yüksek ekonomik büyüme, daha fazla yatırım ve potansiyel olarak daha düşük cari açıkla karşılaşılabileceğini söyledi.

Petrol fiyatlarındaki düşüşe de değinen Gamble, Fitch Ratings’in bu yıl için petrol fiyatlarındaki ortalama öngörüsünün 55 dolar seviyesinde olduğunu anımsattı.

Gamble, Türkiye’nin önemli ithalatçı ülkelerden biri olması nedeniyle petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açık oranını olumlu yönde etkileyeceğini dile getirdi.

– “Reformların aslen uygulanmasıyla daha çok ilgiliyiz”

Gamble, Türkiye’de 1 Kasım genel seçimlerinden sonra oluşacak olası hükümete ilişkin, “Türkiye’de reform programları ile tarihsel olarak bağlantılı isimler olmuştur ama biz kişiler ve karakterlerden daha çok reformların aslen uygulanmasıyla daha çok ilgiliyiz. Eğer reformcu özellikleri olan bir hükümetin kurulması söz konusuyla bu iyi. Bizim için reformların uygulanması kilit önemde” değerlendirmelerini yaptı.

Bölgedeki jeopolitik risklerdeki artışa rağmen İran pazarının açılmasının uzun vadede Türkiye’yi olumlu etkileyebileceğini belirten Gamble, “İran 80 milyon nüfusuyla son derece büyük bir pazar durumunda. Türkiye coğrafi olarak, İran’ın uluslararası toplumla ilişkilerini yeniden kurmasının doğal kazananı durumda. Fakat bu çok hızlı ve kolay bir kazanım olmayacak, zaman alacaktır” şeklinde konuşmasını tamamladı.

Fitch Ratings 18 Eylül’de yayımlandığı gözden geçirme raporunda, Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notunun  “BBB-” ve not görünümünün “durağan” olarak teyit edildiğini bildirmişti.

AA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir