Ana Sayfa / Finans / Trafik sigortası isyanı
konut-kredisi2

Trafik sigortası isyanı

Sigorta acenteleri, trafik sigorta poliçe ücretlerinde üst limit uygulaması nedeniyle zarar eden sigorta şirketlerinin, acentelerin komisyonunu düşürdüğünü, yükselen primlerden vatandaşların da mağdur olduğunu savunarak, yetkililerden gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep ediyor.

Trafik sigortasında uygulanmaya başlanan üst limit tarifesi nedeniyle, sektördeki paydaşların mali açıdan zor durumda kaldığını ifade eden sigortacılar, maliyetler öne sürülerek şirketlerin acente komisyonlarını düşürüldüğünü, bu nedenle birçok iş yerinin kapanma noktasına geldiğini savundu. Sigortacılar, gelecek yıl poliçe fiyatlarında artış yaşanabileceğine dikkati çekerek, vatandaşların mağdur olmaması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtti.

Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Doğan Şen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 16 bin acentenin kar amacının yanı sıra sosyal adalete katkı için kamusal bir görev üstlendiğini söyledi.

Trafik sigortası prim tarifesinin 2008’den itibaren serbest bırakıldığını anımsatan Şen, sigorta teminatlarının Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından belirlendiğini, prim miktarını ise sigorta şirketlerinin saptadığını kaydetti.

Şen, serbest tarifede sigorta şirketlerinin müşterilerin hasar frekansına bakarak fiyat oluşturduğunu, acentelerin kaza halinde öngörülen hasarları müşterilere ödediğini belirtti.

Aracı kullanan kişinin kusurlu bulunması halinde karşı tarafın zararlarını karşılayan poliçelerin limitlerinin çok yüksek olduğunu ifade eden Şen “Bu poliçeler, bedeni hasarlarda bir kişinin ölümü halinde 1 milyon 450 bin liraya kadar teminat karşılar. Sigorta şirketi, bunları öngörerek optimum fiyatı belirler” diye konuştu.

Sigorta şirketlerinin son yıllarda öngörülmeyen bazı hasarları da ödediğini anlatan Şen, trafik kazasında mağdur olan ve vefat edenlerin yakınlarının mahkemeye başvurmaları sonucunda yüksek miktarda tazminat alabildiklerini kaydetti.

Doğan Şen, sürücünün kendi kusuruyla tek başına yaptığı kazalarda trafik sigortasından bir ödeme yapılmaması gerektiğini belirterek, “Fakat konuyla ilgili bazı mahkeme kararlarında ‘Ölen kişi kusurlu ama ölenin yakınları bu kişinin ölümünden dolayı mağdur konumuna düştü. Ölenin yakınları üçüncü şahıs olarak adlandırılması lazım’ deniliyor. Bu nedenle sigorta şirketlerine artık bu gibi durumlarda tazminat ödetmeye başladılar” diye konuştu.

Bazı kazalarda araç sahiplerinin değer kaybı tazminatı taleplerinin de acenteleri çok zor durumda bıraktığını savunan Şen, şöyle devam etti:

“Sigorta şirketleri yüksek primleri ödemeye başlayınca o zaman ‘sigorta şirketlerine hasar ödettiren müşterilerle, ödettirmeyen müşterileri birbirinden ayırt edelim’ dediler. Hasar yapan müşterinin primi yüksek, hasar yapmayanın ise indirimli ve makul seviyede çıkıyordu. Bundan birkaç ay öncesine kadar sistem böyleydi. Bundan da kimse şikayetçi değildi. Çünkü kaza yapınca trafik sigorta primlerinin yüksek çıkacağını bilen müşteri de hasar yapmamaya çalışıyordu. Bu da trafik kazaları ortalamasında çok ciddi bir azalmaya neden oldu.”

– “Sigorta şirketlerinin dengesi bozuldu”

Şen, bazı meslek federasyonların şikayetleri nedeniyle prim tarifelerinde bazı düzenlemelere gidildiğini kaydederek, şunları söyledi:

“Trafik sigorta poliçelerinde üst limit uygulamasıyla sigorta şirketleri zarar etti. Örneğin bir kamyonetin primi eskiden üst limit gelmeden önce 8 bin liraya kadar çıkıyordu. Caydırıcı oluyordu. Bu kalkınca hasar yapsa da yapmasa da maksimum ödenen bedel 2 bin lira. Sigorta şirketleri aldıkları 2 bin lira primle 10 bin liralık hasarı tahsil edemedikleri için bu sefer hasar yapmayan kişilerin primlerini yükselterek, bu zararı karşılamaya çalıştı. Kusurlu araç sürücüsünün sigorta primini, kusursuz, hiç kaza yapmayan araç sahibinin üzerine yüklenmesi söz konusu oldu. Çünkü hasar yapsan da maksimum ödeyebileceğin prim belirli. Oraya bir sınırlama getirildi. Sigorta şirketlerinin dengesi bozuldu.”

“Trafik sigorta primlerindeki artışlar sigorta acentelerini de vatandaşı da mağdur ediyor” diyen Şen, şirketler tarafından acentelere poliçe başına verilen komisyonu yüzde 15’ten dörde indirildiğini anlattı.

Şen, kaza sonrası hasar maliyetlerinin de dövizdeki yükselişle arttığına dikkati çekerek, 2016’da trafik sigorta primlerinin yükselebileceğini bildirdi.

– “Poliçe primleri yüzde 47 arttı”

İstanbul Sigorta Acenteleri Derneği (İSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Turusan Bağcı da trafik sigortası primlerinin bu yıl dokuz kez değiştirildiğini söyledi.

Bağcı, poliçe primlerinin yüzde 47 arttığına dikkati çekerek, “Sürücüler artık trafik sigortasını kullanmaya başladılar. Eskiden iki araba kaza yaptığında sürücüler aralarında bir şekilde anlaşırlardı” ifadelerini kullandı.

Geçmişte sigorta şirketleri arasındaki rekabet nedeniyle poliçe fiyatlarının var olan değerinin altına düşürüldüğünü dile getiren Bağcı, bu yıl kabul edilen tavan fiyat uygulamasında birim fiyatların belirlendiğine dikkati çekti.

Bağcı, sosyal medyada trafik sigortası ücretlerinin yükselmesinden dolayı tepki oluştuğunun farkında olduklarını dile getirerek fiyatların yükselmesinde acentelerinin suçu bulunmadığını savundu.

Türkiye’deki acentelerin çoğunluğunun trafik sigortasıyla geçimini sağladığını anlatan Bağcı, sigorta şirketlerince maliyetler öne sürülerek komisyonun düşürülmesi nedeniyle birçok iş yerinin kapanma noktasına geldiğini öne sürdü.

Bağcı, trafik poliçesinde hem vatandaş hem de acentenin mağdur edildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Örneğin Fransa, Almanya ve İngiltere’de acente ile şirket arasında bir sözleşme yapılıyor. Dernek olarak biz bu sözleşme örneklerini aldık, Türkiye’deki kanunlara uygulattık. Şirketlere de ‘Bizle de bu sözleşmeyi imzalayın’ diyoruz. Orada şirketlere ‘komisyon indirimi yapma’ demiyoruz ama ‘bunu 6 ay önceden haber ver, buna karşı çıktı diyerek acenteleri hemen kapatma, bunun bir süreci olsun. Adam hazırlansın’ diyoruz. Doğal Afet Sigortaları Kurumunun (DASK) zorunlu deprem sigortası diye bir şeyi var. Sigorta şirketleri, burada DASK’a bağlı. Şirketler oradan poliçeyi satın alıyor. Komisyonun bir kısmı şirkete gidiyor. Kalan kısmını acente alıyor. Madem şirketler bunu yönetemiyor, trafik sigortasında da DASK modeline geçilebilir.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir