Ana Sayfa / Tarım / Osmanlı’dan günümüze ulaşan asırlık sera
Sera

Osmanlı’dan günümüze ulaşan asırlık sera

Sultan II. Abdulhamit Han’ın, Uzak Doğu ve Avrupa ülkelerinden getirttiği kamelyalar ile 20 farklı ağaç türünün yer aldığı Maslak Kasrı’ndaki asırlık seranın, özellikleri bakımından Türkiye’de benzeri yok.

Maslak Kasrı Koruma Amir Vekili Tahsin Toğral, yaptığı açıklamada, Osmanlı arşiv belgelerinden yapılan araştırmalarda, kasırda bulunan her ağacın, Türkiye’ye getiriliş öykülerinin farklı olduğunu aktardı.

Toğral, 1876’da tamamlanan ve ‘limonluk’ olarak adlandırılan, içerisinde farklı bitki türlerinin bulunduğu seranın, özellikleri bakımında eşi benzeri bulunmadığını anlattı. Osmanlı’dan günümüze ulaşan ender bitki türlerinin de burada görülebileceğini bildiren Toğral, “Üstelik bu ağaç türleri alternatif tıp alanında büyük önem taşıyor. Sultan II. Abdulhamit Han’ın alternatif tıp alanında yaptığı girişimlerinin yaşayan örneklerini burada görmek mümkün” dedi.

Toğral, seranın huzur veren bir ortama sahip olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Serada kış ile yazı, sonbahar ile ilkbaharı bir arada yaşamak mümkün. İnsana her şeyden önce huzur veren bir ortamı var. Sultan II. Abdulhamit Han, seranın yapılmasında her ayrıntıyı dikkate almış ve farklı ağaç türlerinin aynı ortamda yetişmesi için böyle bir sera oluşturmuş. Aslında kış bitkisi ile yaz bitkisini aynı ortamda yetiştirmek, günümüze kadar yaşamasını sağlamak zor. Türkiye’nin en yaşlı, en orijinal kamelyaları bu serada bulunuyor. Kış bahçesine, aynı zamanda bir çok ülkenin ortak değerlerinin buluştuğu bir nokta da diyebiliriz.”

Tahsin Toğral, seradaki kamelyaların Uzak Doğu orijinli olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Kamelyalar mevsimi gelince görsel bir şov sunuyor bizlere. Aslında çaygiller familyasından olan kamelyaların fitokimyasal özelliği olduğu biliniyor. Buradaki ağaçların da görsellikleri yanında özellikle şifalı yönleri nedeniyle de getirildiği tahmin ediliyor. Seradaki kamelyalar Türkiye’nin en yaşlıları. Sera aynı zamanda yurt dışı ve ülkemizdeki birçok bilim adamının, araştırma ve tez konusu olmuştur. Maslak Kasırları serası kışın gidilebilecek en özel yer. Dışarıda kar yağarken serada farklı bir atmosfer yaşanıyor. Her biri farklı renkte çiçek açmış, farklı buketlere dönmüş, bir tarafta pembe, bir tarafta kırmızı ve diğer ara renkler, ebruliler var. Diğer tarafta su sesiyle farklı bir ambiyans yaratılmış, ilkbahar havası verilmiş. Ülkemizde böyle başka bir yer daha yok.”

Toğral, Sultan II. Abdulhamit Han dönemde getirilen ağaç ve bitki türlerinin diğer köşklerin bahçelerine de dikildiğini, bunların bir bölümünün birer sembol niteliği taşıdığını ifade etti.

Maslak Kasrı’nda görevli ziraat mühendisi Ayşenur Çelebican ise asırlık ağaçların korunmasında görevlilerin çok titiz davrandıklarını aktardı.

Çelebican, “Seranın sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda yakın coğrafyada bir benzer örneğine rastlanmadığını söylemek mümkün. İtalya ve Singapur da benzer seralar var. Fakat Maslak Kasrı’ndaki gibi asırlık olan farklı ağaç türlerini bünyesinde barındırmıyor. Bu nedenle seranın bakımını arkadaşlarımız özenle yapıyor. Amacımız, Türkiye’nin tarihi ve görsellik olarak tek olan bu serasını bizden sonraki nesillere aynı şekilde sunmak. Burası seradan öte bir tarih bahçesi. Bunun için seradaki ağaçlara, bitkilere bebek gibi bakıyoruz” diye konuştu.

Ekonomi Servisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir