Ana Sayfa / Finans / Orta Vadeli Program açıklandı
Mehmet-Simsek

Orta Vadeli Program açıklandı

Ekonominin yeni yol haritasını açıklayan Başbakan Yardımcısı Şimşek, 2016 yılında büyümenin yüzde 4,5 civarına ulaşacağını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 2015-2018 yıllarını kapsayan yeni Orta Vadeli Programı açıkladı.

Şimşek, 2015 yılında büyümenin yüzde 4 olacağını öngördüklerini, 2016 yılında ise büyümenin yüzde 4,5 civarına ulaşacağını söyledi.

2017 ve 2018 yıllarında yüzde 5 büyüme hedeflediklerini ileten Şimşek, “Özel kesim yatırımları ve yapısal reformlardan kaynaklanan verimlilik artışı bekliyoruz. Yüzde 5 büyümeye yatırımlar ve verimlilikle ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

Cari açık/GSYH’nin 2015’te yüzde 4,4’e düşeceğini beklediklerini ifade eden Mehmet Şimşek, “Cari açık/GSYH’nin 2016’da yüzde 3,9, 2017’de yüzde 3,7, 2018’de yüzde 3,5 olmasını öngörüyoruz. İhracat ve yurt dışı üretiminin ithalata bağımlılığını azaltıyoruz. Hizmet gelirlerini artırıcı daha kapsamlı bir stratejimiz var.” diye konuştu.

İşsizlik oranının nispeten yüksek seyrettiğini ancak önümüzdeki dönemde işsizliğin azalma eğilimine gireceğini öngördüklerini ileten Başbakan Yardımcısı Şimşek, “İşgücüne katılım ve istihdam oranının sırasıyla 1,3 ve 1,1 puan artmasını öngörüyoruz. İşsizlik oranının OVP dönem sonunda yüzde 9,6’ya düşmesini öngörüyoruz.” dedi.

Enflasyonun önümüzdeki dönemde tekrar yüzde 5’e doğru inmesi için ne gerekiyorsa yapacaklarını söyleyen Şimşek, şöyle konuştu: “Enflasyonda biz yapısal reform ayağına odaklanacağız. Enflasyonun bu yıl yüzde 7,5, 2017’de yüzde 6 ve 2018’de yüzde 5 olmasını bekliyoruz.”

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Avro Bölgesi’nde ilerleyen süreçte büyüme rakamlarında toparlanma beklendiğini belirterek, “Bu da tabii Türkiye için olumlu bir haber. Çünkü Avrupa Birliği Türkiye’nin en büyük ticaret ortağıdır” dedi.

Küresel büyümenin, ekonomik kriz öncesi seviyenin oldukça altında seyrettiğini anımsatan Şimşek, “Küresel kriz öncesinde büyüme yaklaşık yüzde 5 civarındayken, son 8 yıla baktığımız zaman yaklaşık yüzde 3 civarına kadar inmiş durumda. Ondan sonraki 3 yıllık dönemde ise yüzde 3,8 olarak görmekteyiz. Özetle, küresel büyüme kriz öncesi seviyelerin oldukça altında. Toparlanma yavaş olacaktır” ifadelerini kullandı.

Büyümeye gelişmekte olan ülkelerin katkısı güçlüyken, artık yavaşladığını vurgulayan Şimşek, 2002-2007 döneminde yüzde 4,7’lik küresel büyümenin yüzde 3,3’ünün gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını ve bunun da büyümenin yüzde 70’ine tekabül ettiğini kaydetti. Küresel kriz sonrasında yüzde 3,2’ye gerileyen büyümenin yüzde 87’lik kısmının gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, “Önümüzdeki üç yıla baktığımızda küresel büyümeye gelişmekte olan ülkelerin katkısının yavaşlayacağını, gelişmiş ülkelerin katkısının katkısının bir miktar artacağını görüyoruz” diye konuştu.

Şimşek, dünya ekonomisinin en önemli motorlarından biri olan ABD ekonomisinde büyümenin nispeten güçlü seyrettiğini fakat geçmişteki önemli motorlardan Avro Bölgesi’nin henüz toparlanma sürecinde olduğunu ve büyümenin zayıf seyrettiğini vurguladı. Avro Bölgesi’nde ilerleyen süreçte büyümenin toparlanmasını beklediklerini ifade eden Şimşek, burada avrodaki değer kaybı, petrol fiyatlarındaki düşüş ve en önemlisi de Avrupa Merkez Bankasının genişleyici para politikasının etkili olacağını bildirdi. Şimşek, “Bu da tabii Türkiye için olumlu bir haber. Çünkü Avrupa Birliği Türkiye’nin en büyük ticaret ortağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

– “Gelişmekte olan ülkelerde risk iştahı azalıyor”

Başbakan Yardımcısı Şimşek, işsizlik oranlarının ABD’de kriz öncesi dönemin de altına doğru indiğini ancak Avro Bölgesinde işgücü piyasasındaki katılıklar nedeniyle toparlanmanın göreceli olarak zayıf seyretmesi neticesinde henüz kriz öncesi seviyelere inemediğini söyledi.

Gelecek dönemde Avrupa’daki toparlanmayla birlikte işsizlik oranında bir iyileşme görülebileceğine işaret eden Şimşek, enflasyon trendinin küresel olarak düşük seyrettiğini vurguladı.

ABD ve Avro Bölgesi’nde enflasyonun düşük seyrettiğini anlatan Şimşek, gelişmekte olan ülkelerdeki yavaşlamanın çok önemli bir husus olduğunu, çünkü bununla beraber risk iştahının azaldığını bildirdi. Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Küresel dış ticaret hacminde bir yavaşlama söz konusu. Bu da bütün ülkeleri olduğu gibi Türkiye’yi de etkiliyor. Düşük emtia fiyatları bizim için bir avantajdır fakat emtia ihraç eden ülkelerdeki talep düşüklüğü bizi dolaylı olarak etkiliyor. Gelişmiş ülke para politikaları arasında bir ayrışma söz konusu. Amerika’da faiz artışı sürecinin başındayız, fakat Japonya’da ve Avrupa’da henüz parasal genişleme devam ediyor ve burada faiz artışından bahsetmek için çok erken. Aslında senkronize bir faiz artışının olmaması tabii ki olumlu bir gelişme. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarında ciddi bir yavaşlama var. Bu da gelişmekte olan bütün ülkeleri etkiliyor. Jeopolitik gerginlikler ve siyasi belirsizlikler, Türkiye’de bir siyasi belirsizlik yok ama bölgemizdeki gerginlikler tabii ki etkili olmaktadır. Diğer gelişmekte olan belirsizler tabii ki önem arz etmektedir.”

– “Dünya ticaret hacminde bir miktar toparlanma öngörülüyor”

Gelişmekte olan ülkelerin, özellikle Çin ve Hindistan hariç, büyüme oranlarının kriz öncesi dönemlerin oldukça altında seyrettiğine dikkati çeken Şimşek, gelecek dönemde çok kısmi bir iyileşme öngörüldüğünü belirtti.

Dünya ticaret hacminin benzer şekilde küresel kriz sonrasında öncesine oranla yavaşladığını bildiren Şimşek, “Küresel kriz öncesi yüzde 7,5 civarında büyüyen dünya ticaret hacmi, küresel kriz sonrası dönemde yüzde 2,9 oranında büyüdü. Önümüzdeki dönemde bir miktar toparlanma öngörülmektedir ve 2016-2018 döneminde küresel ticaret hacminin yüzde 4,4 düzeyine çıkması beklenmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, petrol fiyatlarının 2014’ün yaz aylarında gerilemeye başladığını anımsatarak, OPEC’in herhangi bir arz kısıntısına gidememesi etkisiyle ciddi bir arz fazlası oluştuğunu söyledi. Fiyatlardaki bu düşüşün, petrol fiyatlarındaki düşüşün petrol ihracatçıları açısından oldukça olumsuz bir trend olduğunu ve bütçe gelirleri ile dış dengelerini olumsuz yönde etkilediğini belirten Şimşek, gelişmiş ve petrol ithalatçısı ülkeler açısından ise bu durumun dolaylı etkileri de olan, olumlu bir trend olduğunu anlattı.

Şimşek, emtia fiyatlarında bir gerileme yaşandığını belirterek, bu fiyat gerilemesinin 2011 sonrasında yüzde 50’ler düzeyini aştığını kaydetti. Şimşek, bu fiyat gerilemesinin Çin ekonomisindeki zayıflamanın en önemli belirleyici faktör olduğuna işaret etti.

Ekonomi Servisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir