Ana Sayfa / Dünya / Maliki’nin Irak’ta iktidar olmasıyla DAEŞ çoğaldı
Maliki

Maliki’nin Irak’ta iktidar olmasıyla DAEŞ çoğaldı

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) Türk Grubu Başkanı, AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, DAEŞ’in 2010’a kadar sınırlı sayıda militanı olan, çok da korku salmayan bir örgüt iken, bu tarihten sonra çoğaldığını belirterek, “Ne zaman Maliki Irak’ta iktidar oldu; bütün Sünnileri dışlayan, onları umutsuz yolculuğa mahkum eden politikalar güttü, işte o zaman DAEŞ’in insan kaynağı 2 binlerden 50 binlere kadar çıktı” dedi.

Atalay, “Irak’ın başkenti Bağdat’ta düzenlenen 11. İSİPAB Konferansı’nda alınan kararlar, bölge sorunları ve DAEŞ’in nasıl ortaya çıktığı” konularında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Teşkilata 57 ülkenin, Parlamento birliğine ise 54 ülkenin üye olduğunu anımsatan Atalay, geçen yıl İstanbul’da yapılan toplantıda, 11. konferansın Bağdat’ta yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi.

Atalay, Saddam sonrası yaşananlar ve DAEŞ’in da yarattığı olumsuz düşünce nedeniyle, Bağdat’ın dış ülkelerde yanlış algılandığını, bu nedenle toplantının orada yapılmasını istediklerini bildirdi. Bağdat’ın 15-20 yıl sonra ilk kez uluslararası bir toplantıya ev sahipliği yaptığını ifade eden Atalay, Türkiye’nin Bağdat’a, normalleşme sürecinde her türlü yardımı yaptığını belirtti.

İstanbul’daki toplantıya 45 ülke katılırken, Bağdat’ta gerçekleştirilen toplantıya 30 ülkenin geldiğine işaret eden Atalay, ülkelerin bir kısmının güvenlik, bir kısmının da İran-Suudi Arabistan arasında yaşanan gerilim nedeniyle toplantıya katılmadığını söyledi.

Orhan Atalay, konferansın bu yılki ana başlığının, “hep birlikte, terörizme ve aşırıcılığa karşı mücadele etmek” olduğunu vurgulayarak, “Bu terör ve aşırıcılık ne yazık ki İslam dünyasına büyük zararlar veriyor. Terör, tarihi, medeniyeti, kültürü yok ediyor, birlikte yaşam iradesini ve geleceği ortadan kaldırıyor; böyle bir illet terör. Osmanlı’yı 1915-1920’li yıllarda bu coğrafyadan küresel aktör olarak devreden çıkartıp, bu bölgeyi kendi amaçları ve menfaatleri için yeniden dizayn eden güçlerin 100 yıl önce tohumlarını ektiği ağaçtan şimdi acı yemişler devşiriliyor. Bu terör o yemişlerin ete, kemiğe bürünmüş halidir” ifadesini kullandı.

Atalay, bu bölgelerde demokrasinin gelişmesine izin verilmediğini, diktatörlerin desteklendiğini söyledi.

AK Parti’li Atalay, terörle mücadele etmenin, sadece teröristi biyolojik olarak ortadan kaldırmakla mümkün olmadığına, terörün beslendiği, kendisine gerekçe kıldığı yapının düzeltilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Atalay, “Her gün ölen çocuklar bu bölgenin çocukları; terörist de deseniz, DAEŞ de deseniz, öteki de deseniz, asker de deseniz bu çocuklar bu ülkenin, bu bölgenin çocukları. Katil olan da onlar, maktul olan da onlar. Asıl insanı kahreden şey bu. Toplantıda bu konular konuşuldu” dedi.

Atalay, toplantıda ilk kez katılımcı ülkeler arasında, “artık sözün bittiği, bir şey yapmak gerektiği” noktasında belirgin irade hissettiklerine değindi.

– “Sistani’nin ‘DAEŞ’e karşı cihat farzdır’ fetvasından sonra…”

Maliki’nin Irak’ta iktidar olmasının DAEŞ’e etkisine işaret eden Atalay, şöyle devam etti:

“DAEŞ 2010’dan sonra azdı, bu tarihe kadar sınırlı sayıda militanı olan, çok da korku salmayan bir örgüttü, El-Kaide’den kopmuş bir yapısı vardı. Ama ne zaman Maliki Irak’ta iktidar oldu; bütün Sünnileri dışlayan, onların hak ve özgürlüklerini ellerinden alan, onları umutsuz yolculuğa doğru mahkum ve mecbur eden politikalar güttü, işte o zaman birden bire DAEŞ’in insan kaynağı 2 binlerden 50 binlere kadar çıktı.

Irak işgalinden bu yana, oradaki kanaat önderleri Sünni-Şii mezhep çatışmasını engellemek için ciddi çabalar sarf etseler de bu tehlike halen atlatılmış değil. Ne yazık ki Maliki iktidarı bu soruna tuz biber ekti, bunu kurumsal hale getirdi. DAEŞ’in Musul’u ele geçirmesinden sonra Şii lider Sistani’nin ‘DAEŞ’e karşı cihat farzdır’ fetvasından sonra, 100 bin sivilden oluşan gönüllü halk birlikleri oluştu, bunlar çeşitli isimler altında tugaylar oluşturdu ama bir süre sonra kontrolden çıktı. Irak’ta devletten asker olarak maaş alan insanların yarısı gerçekten asker, diğer yarısı ise değil. Dikkatlerimiz Suriye’de ama Irak daha riskli bir bölge. Bağdat’ta Maliki’den önce Sünni nüfus daha fazla iken, şimdi tam tersi söz konusu, bu durum Sünnilerde korku ve endişeye neden olmuş. Bu da 10-20 yıl sonra o coğrafyada çıkacak mezhepler arası çatışmanın duygusal zeminini hazırlayan, hatta rasyonel zeminini hazırlayan bir tehlike.”

Orhan Atalay, konferansta 54 ülkenin kağıt üzerinde vardıkları uzlaşmanın, siyasi, ekonomik ve tarihi alanlara da taşınması gerektiğini belirterek, “Çünkü, bu ateş büyüdükçe, dairemsi bir şekilde büyüyecek, hiçbir yer gözetmeden taşacak, hepimize zarar verecek. Yakılan, yıkılan, yok edilen şehirler bütün Müslümanların ortak değerleridir” diye konuştu.

Eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın öncülük ettiği D-8 organizasyonun önemini vurgulayan Atalay, şunları ifade etti:

“D-8’deki ekonomik birliktelikler kısa süre içerisinde birtakım güvenlik paktlarına dönüşebilseydi, belki şu anda Bağdat böyle bir Bağdat olmayacaktı, Suriye böyle bir Suriye olmayacaktı. Avrupa’nın tarihinde mezhepler arasında 7 yıl süren, 30 yıl süren, 100 yıl süren savaşlar var. Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında birbiri ile savaşan ülkeler birlik kurabildiler, 50 yıl içerisinde bunu hayata geçirebildilerse; geçmişte asla kendi aralarında böyle savaşların yaşanmadığı, kıbleleri, kitapları, inançları, tarihleri, coğrafyaları bir olan insanların ortak bir dil yakalayıp, bu ortak dil üzerinde ortak kurumlar inşa etmeleri o kadar zor değildir.”

Orhan Atalay, İSİPAB’ın, İslam dünyasında ortak dil ve düşünce yakalanması, ortak hedefe yürünmesi noktasında ciddi katkı sağlayacağını düşündüğünü söyledi.

Atalay ayrıca, son 2-3 konferansa KKTC Meclis Başkanı Sibel Siber’in de katıldığını, Bağdat’ta ikili görüşmeler yaptığını kaydetti.

 

Ekonomi Servisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir