Ana Sayfa / Sivil Toplum / “Her şey yolunda giderse haziranda vizeler kaldırılabilir”
Vize-pasaport

“Her şey yolunda giderse haziranda vizeler kaldırılabilir”

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, “Her şey yolunda giderse haziran sonunda vizelerin kaldırılması söz konusu ama zaman açısından son derece kısıtlı bir süreç olduğunu da kabul etmek gerekiyor.” dedi.

Zeytinoğlu, Türkiye-AB arasında imzalanan mülteci anlaşması ve vize serbestisi hakkında AA muhabirine yaptığı açıklamada, 18 Mart tarihinde varılan anlaşmanın temel amacının, Türkiye üzerinden Yunanistan’a düzensiz yollarla geçişlerin özellikle geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 kat artması ile ortaya çıkan göç akınını durdurmak ve Ege üzerinden geçen bu güzergâhta kaçakçıların faaliyetlerini önlemek olduğunu söyledi.

Varılan anlaşma ile Türkiye ve Yunanistan arasında geri kabulün uygulanmaya başlandığını belirten Zeytinoğlu, “Yani Türkiye’den adalar üzerinden Yunanistan’a geçmeye çalışan göçmenleri Türkiye geri alacak. Türkiye’nin her geri kabul ettiği Suriyeli için, Türkiye’deki kamplardan bir Suriyeli mülteci AB ülkelerine yerleştirilecek. Böylece Ege Denizi’ndeki can kayıplarına da son verilecek. Ayrıca AB’nin Türkiye’de Suriyeli mültecilerin eğitim, sağlık gibi ihtiyaçları için harcanmak için ayırdığı 3 milyar avro kullanıldıktan sonra 2018’e kadar bir 3 milyar avronun daha tahsis edilmesine karar verildi. Yunanistan’daki göçmen ve sığınmacıların ise “hotspot” denilen merkezlerde iltica işlemlerinin yapılması, talepleri uygun bulunmayan göçmenlerin Türkiye’ye iadesi öngörülüyor. Bunun için Türkiye’nin bu göçmenlerin barınması için yeni tesisler inşa etmesi, personel yetiştirmesi ve iade edilen göçmenleri kaynak ülkelere geri göndermek için bu ülkelerle geri kabul anlaşmaları imzalaması gerekiyor. Oldukça teknik ve komplike bir süreç olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan belirtmeliyiz ki geri kabul edilen göçmenlerin, uluslararası insan hakları normlarını uygun şekilde entegrasyonu ve bu alandaki altyapının güçlendirilmesi, Türk vatandaşlarına vizesiz Avrupa kapılarının açılabilmesi için AB tarafından ortaya koyulan kriterlerin yerine getirilebilmesi bakımından da büyük önem taşıyor. Türkiye’de geri kabul mekanizması ile ilgili genel bir endişe durumu var. Ancak bugüne kadar Türkiye’ye iade edilenlerin sayıları fazla değil. Türkiye’den de AB ülkelerine yerleştirilen Suriyeli sığınmacılar oldu. ” şeklinde konuştu.

– “Her şey yolunda giderse Haziran sonunda vizelerin kaldırılması söz konusu”

Zeytinoğlu, 2013 yılında geri kabul anlaşmasının imzalanması ile başlatılan vize serbestliği yol haritasında yer alan 72 kriterin Türkiye tarafından karşılanması gerektiğini ifade ederek, “Avrupa Komisyonu 4 Mayıs tarihinde yayınlayacağı değerlendirme raporunda Türkiye’nin bu kriterleri yerine getirip getirmediği hakkındaki görüşünü açıklayacak. Komisyon olumlu bir değerlendirme yaparsa, ilgili yönetmeliğin değişmesi için Konsey ve Parlamento’ya teklif götürecek. Bu iki karar alıcı AB kurumu oy çokluğu ile karar verecek. Her şey yolunda giderse haziran sonunda vizelerin kaldırılması söz konusu ama zaman açısından son derece kısıtlı bir süreç olduğunu da kabul etmek gerekiyor. Türkiye nisan ayı boyunca bu 72 kriter arasında yer alan birçok koşulu yerine getirmek için yasa çıkardı. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nu oluşturan kanunun yanı sıra yine yol haritasında öngörülen birçok Avrupa Konseyi Sözleşmesi kabul edildi. Ancak yerine getirilmesi zaman alacak bir önemli konu pasaportların yenilenmesi. Öte yandan, vize serbestliğinin sağlanması Türkiye için de “olmazsa olmaz” bir öncelik. Yani AB eğer geri kabul mekanizmasının devamlılığını temin etmek istiyorsa, Türkiye’nin bu beklentisini karşılamak durumunda. Benim beklentim haziranda AB’nin vize serbestliğine yönelik bir ilke kararı açıklaması ve tüm kriterlerin karşılanmasına bağlı olarak vize serbestliğinin gerçekleşmesi için bir takvim belirlenmesi.” değerlendirmesini yaptı.

Zeytinoğlu, Türkiye’nin bu anlaşma ile kazancının ne olduğu konusunda ise şunları kaydetti:

“Türkiye halihazırda 3 milyona yakın Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Bu kişilerin birçoğunun Türkiye’de uzun süre kalıcı olacakları görülüyor. Devletin bu kişilerin sağlık, barınma ve eğitim gibi ihtiyaçlarının karşılanması, iş bulmaları, beceri kazanmaları ve genel olarak topluma entegrasyonları için kapsamlı önlemler alması ve uzun vadeli bir strateji ortaya koyması gerekiyor. AB ile varılan bu anlaşma ile AB’nin sorunun çözümüne destek sağlaması mümkün olacak. Bu destek sadece maddi bir destek değil. Teknik yardım, kapasite artırımı ve know-how desteği olarak özetleyebiliriz. AB kurumları ve AB ülkelerinin, Türkiye ile Yunanistan tarafından yürütülmesi öngörülen bu geri kabul sisteminin etkin işlemesi için şimdiden geri kabul uzmanlığı, hukuki destek, refakat, çeviri gibi sorumlulukları üstlenmek üzere 350’ye yakın görevliyi Yunan adalarına yerleştirdiğini belirtmek mümkün. 2013 yılında Türkiye ile AB arasında imzalanan geri kabul anlaşması ve başlatılan vize serbestliği diyaloğu kapsamında, göçün kontrolü ve göçmenlerin entegrasyonuna yönelik koordinasyonu üstlenecek sivil bir birimin oluşturulması öngörülmüştü. Bu çerçevede Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM) oluşturuldu. GİGM’nin kapasitesinin geliştirilmesinde AB desteği önemli rol oynadı. Türkiye bu süreçte göç ve mülteciler konusunu kontrol altına alarak yönetebilecek hukuki ve idari altyapısını geliştirdi ve bu kapsamda güncel sorunlar ve göç baskıları ile baş edebilecek bir hale getirmeye çalışıyor. Burada AB ile başlatılan süreç önemli bir rol oynuyor.”

Mülteci krizinin tek başına Türkiye’nin sorunu olmadığını söyleyen Zeytinoğlu, “Krizin çözümü, Türkiye, Ürdün, Lübnan gibi sığınmacılara ev sahipliği yapan ülkelere bırakılmamalı. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana tarihte görülen en büyük göçmen krizinin çözümünde uluslararası topluma ve büyük ekonomilere de önemli görev düşüyor. Dolayısıyla uluslararası örgütlerin, G20 ve AB gibi yapıların parçası olan ülkelerin, uluslararası barış ve güvenliğin korunabilmesi için ellerini taşın altına koymaları gerekiyor.” dedi.

– “AB’ye yakışan daha fazla mülteciye kapılarını açması idi”

Zeytinoğlu, AB’nin mülteci krizi ile ilgili politikasını ise şöyle değerlendirdi:

“AB’ye yakışan daha fazla mülteciye kapılarını açması idi. Bunu yapan bazı AB üyesi devletler oldu. Almanya ve İsveç’i örnek verebiliriz. Ancak özellikle Doğu Avrupa’da bazı üye devletler kapasiteleri olmadığını söyleyerek mülteci alamayacaklarını açıkladı. Mülteci politikası kapsamında AB içinde görüş ayrılıkları belirdi. Ayrıca mülteci krizi ile baş edilememesi, Schengen alanında da çatlaklara sebep oldu. Danimarka gibi bazı ülkeler tekrar sınır kontrolleri başlattı. Konunun bir diğer boyutu da güvenlik ve terör. Özellikle AB ülkelerinden Suriye’ye giden ve IŞİD gibi gruplara katılan savaşçıların tekrar ülkelerine dönüp terör eylemleri gerçekleştirmesi tehlikesi AB’yi endişelendiriyor. Nitekim Paris ve Brüksel’de gerçekleştirilen eylemler IŞİD ile bağlantılı ve Avrupa doğumlu kişiler tarafından gerçekleştirildi. Bütün bu sorunlar AB’nin ortak sınır ve iltica politikaları ile serbest dolaşım alanını korumasında sorunlara yol açıyor. Türkiye bu açıdan da AB’nin güvenliği açısından kilit konumda yer alıyor. İki taraf arasında varılan mülteci anlaşması bu açıdan da çok önemli.”

– “Bu ziyaret AB’nin Türkiye’ye tekrar yüzünü döndüğünü gösteriyor”

Zeytinoğlu, geçtiğimiz hafta Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ve üst düzey komisyon yetkililerinin Gaziantep’te temaslarda bulunması ile ilgili ise, “Bu ziyaret AB’nin Türkiye’ye tekrar yüzünü döndüğünü gösteriyor. Bir dönem oldukça soğuyan ilişkiler tekrar ısındı. Bu konuyu sadece göçe karşı iş birliği olarak da değerlendirmemek lazım. AB’nin, Ortadoğu’dan kaynaklanan güvenlik ve terör problemleri ile istikrarsızlaşma ve AB hattından kayma tehlikesine karşı Türkiye’yi angaje etme çabası olarak da değerlendirebiliriz. Bu tür diyalog alanları ve ziyaretlerle ilişkilerin yeniden hareketlenmesi, karşılıklı anlayışın artması ve yeni başarı hikâyelerinin yazılması; şüphesiz ki Türkiye’nin AB’ye üyelik hedefi için de oldukça kritik. Önümüzdeki dönemde benzer temasları ve artan iş birliğini Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, diğer dış politika konuları ve enerji gibi alanlarda da görmeyi umuyorum.” ifadelerini kullandı.

 

AA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir