Ana Sayfa / Enerji / Elektrik üretiminde kömürün payı yüzde 28

Elektrik üretiminde kömürün payı yüzde 28

Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Niyazi Bilim, dünyada elektrik üretiminin yüzde 41’inin kömürden sağlandığını belirterek, Türkiye’deki zengin linyit kaynakları kullanılarak kısa vadede enerjide dışa bağımlılığın önüne geçilebileceğini söyledi.

Bilim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birçok gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkede kömürün halen elektrik enerjisi üretiminde birincil enerji kaynağı olarak kullanıldığını ifade etti.

Kömürün elektrik üretimindeki payının Çin’de yüzde 75,8, Almanya’da yüzde 47, ABD’de yüzde 40, Japonya’da yüzde 31,9 ve İngiltere’de yüzde 36,5 gibi çok büyük oranda olduğuna dikkati çeken Bilim, “Dünyada elektrik üretiminin yüzde 41’i kömürden sağlanıyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 28 seviyesinde. Bunun da yüzde 15’ini ithal kömür oluşturuyor” dedi.

Bilim, kömürden elektrik üretiminde linyit (birleşimindeki karbon oranı yüzde 60-70 olan, kahverengi veya siyah kömür) kaynaklarının yeterince kullanılmadığını belirterek, Türkiye’nin toplam 15,4 milyar ton kömür rezervi bulunduğuna, bunun 14,1 milyar tonuna karşılık gelen yüzde 92’sinin linyit rezervi olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’de elektrik enerjisi üretiminde en büyük payın yüzde 41 ile doğalgaz olduğunu anlatan Doç. Dr. Bilim, “Doğalgazı yüzde 24 ile hidroelektrik ve yüzde 15 ile ithal kömürle çalışan termik santraller takip etmektedir. 2015 yılı elektrik enerjisi üretiminde üretim kaynaklarının yüzde 58’i dışa bağımlı olduğumuz kaynaklardan yani doğalgaz, fuel oil ve ithal kömürden elde edilmektedir” diye konuştu.

Bilim, elektrik enerjisi üretiminde yüzde 58 gibi büyük bir oranda dışa bağımlı olunan bir konumda, yeni elektrik enerjisi üretim santrallerinin acil olarak devreye alınması ve zengin kömür kaynaklarına daha fazla önem verilmesi gerektiğini savunarak, “Bu sebeple kısa vadede dışa bağımlı olduğumuz kaynaklardan elde edilen elektrik enerjisinin üretimdeki payları azaltılarak kendi öz kaynağımız linyitin üretimdeki payının artırılması büyük önem arz etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Bilim, hidroelektrik ve yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimdeki paylarının artırılmasının da önemli olduğunu vurguladı.

Dünyada nükleer santrallerden enerji elde edilmesinin giderek yaygınlaştığını ifade eden Bilim, gelişmiş ülkelerin fosil yakıtlar ve nükleer enerjiden elektrik enerjisi üretimi yapmasının bir manası olduğunu, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji santrallerinin dünya ve Türkiye’nin hem yeterli enerji üretimini karşılayabilecek kapasitelere ulaşamadığını hem de daha maliyetli enerji üretimine neden olduğunu dile getirdi.

– Kısa vadede öz kaynaklar kullanılmalı

Elektrik enerjisinde dışa bağımlılığın azaltılması için kısa, orta ve uzun vadede planlar yapılmasının şart olduğunu anlatan Bilim, şunları kaydetti:

“Ortalama 20 yıllık, kısa vadede enerji açığımızı hızlı bir şekilde kapatacak öz kaynaklarımızla enerjimizi üretmek için politikalar geliştirilmeli ve hayata geçirilmelidir. Enerjide dışa bağımlılığımız yüzde 20’ler seviyesine çekildikten sonra da güneş ve rüzgar gibi kaynaklarımıza yönelerek fosil yakıtların ve nükleerin yerini alması sağlanmalıdır fakat bu uzun vadeli bir politika olmalıdır. Kısa vadede enerji açığımızın rüzgar ve güneş santralleri ile kapatılmasının imkanı bulunmamaktadır çünkü bu santrallerin dünyadaki kapasiteleri hala termik, nükleer ve hidroelektrik santrallere kıyasla çok düşük kalmaktadır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir