Ana Sayfa / Gündem / El-Kaide’yi ABD doğurdu, DAEŞ’i kim doğurdu?
Kuzey-irak

El-Kaide’yi ABD doğurdu, DAEŞ’i kim doğurdu?

Iraklı araştırmacı yazar Dr. Nesrin el-Haşimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Sovyetler Birliği ile mücadelesi sırasında El-Kaide’yi ortaya çıkarttığını iddia ederek, El Kaide’nin ardından DAEŞ’i kurgulayan ve finanse edenin kim olabileceği sorusunu gündeme getirdi.

Dünya Fahri Konsoloslar Birliği Federasyonu’nun (FICAC) 11’inci Genel Kurul Toplantısı dolayısıyla İstanbul’da bulunan Haşimi,, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Paris’teki terör olayları ile Charlie Hebdo dergisinin İslam’a yönelik saldırgan yayınlarına işaret ederek, “Derginin kin ve nefreti yayması düşünce özgürlüğü değildir. Ancak terör örgütü DAEŞ’i var eden kim ve neden böyle bir örgüt ortaya çıkarıldı. ABD, Sovyetler Birliği ile savaşında El Kaide’yi ortaya çıkardı. Örgütün faaliyetleri genişledi hatta Eylül 2001’de ikiz kuleler vuruldu. El Kaide’nin ardından DAEŞ’i kim ortaya çıkardı? DAEŞ bitse başka bir örgüt vardır. Onları kim finanse ediyor, kim planlıyor?” dedi.

Ayrıca eski Irak Kralı Faysal bin Hüseyin bin Ali el-Haşimi’nin torunu olan Haşimi, Müslümanların aleyhinde geliştirilen İslamofobi ile ırkçı grupların arttığı, bunun getirisi olarak da sokaklarda tacizlerin arttığı, işten çıkarmaların yaşandığının altını çizerek, “Sığınmak için gittikleri ülkelerde kendilerine yer bulamayan mülteciler için din, ırk, mezhep ayrımı yapmayan deniz dışında yönelecek yer kalmıyor. Mültecilerin sorunu uluslararası boyutta tartışılır oldu. Çoğunluğu Suriyeli dul kadınlar ve çocuklardan oluşan sığınmacılar, ABD’nin New Jersey ile diğer vilayetleri tarafından kabul edilmiyor. Burada hedef dini yıkıp, yeni bir tablo oluşturmak, bölgeyi bölme amacıyla yeni bir savaş başlatmak mı?” diye konuştu.

-“Türkiye’den umutluyum”

“Avrupa ve ABD’de çalışma ve akademik sahalarda yeterliliğe haiz Müslümanlar olduğu göz önüne alınırsa hedef Müslümanlar ve İslam mı?” sorusunu yönelten Haşimi, “Sadece İngiltere’deki Müslüman doktorlar vazifelerinden uzaklaştırsalar, sağlık sektörü felç olur. Müslümanlar yük olmadığı gibi iş sahibi Suriyeliler de yük olmaya gelmediler. İsveç’te rehabilitasyona tabi tutulan Suriyeliler ile ilgili her hangi bir sıkıntı yaşanmadı, aksine üretime katkı sağladıkları görüldü” ifadelerini kullandı.

“Dünya kamuoyunda mutedil İslami anlayışı yayma konusunda Türkiye’den beklentilerin olduğunu” söyleyen Haşimi, “Mutedil İslami anlayışı yayma ve Müslümanları koruma konusunda Türkiye’den umutluyum. Bizim Arap ve Batı dünyasında şu andaki mevcut Türkiye gibi örneklere ihtiyacımız var. Müslümanlar, terör konusunda sorumluluklarını yerine getirmek için yanlış dini, mezhepsel ve radikal söylemlerden sakınmalarının yanı sıra Mısır’daki El-Ezher Kurumuna etkili bir rol verilmeli ve Avrupa’daki camilerin de ehil şahsiyetlere teslim edilmesi gerekir. Sakalını bırakan ve pantolonunun paçalarını kısaltan her şahıs imam değildir. İmam ilim sahibi bilgin kimsedir” değerlendirmesinde bulundu.

Müslüman halkların İslam dinini doğru anlamaya ve DAEŞ’le mücadele etmeye devam ettiğini hatırlatan Haşimi, şunları kaydetti:

“Halklar, DAEŞ’le mücadeleyi sürdürüyor. Ancak DAEŞ saflarına katılmasın diye halkına iş imkanı, hayatını iyileştirme ve gençleri yönelik doğru bir eğitim sıkıntılarıyla baş etmeye çalışan yöneticiler, DAEŞ ile nasıl mücadele etsin. Radikaller, Hazreti Peygamber’in hadislerini değiştirme aşamasına geldiler. Halk, DAEŞ ile ideolojik ve sosyal bakımından savaşırken, asıl DAEŞ’i koruyan ve bölgede kalmasını isteyen gizli ellerin kimlerdir? sorusu zihinlerden silinmiyor.”

-Filistin sahipsiz

İsrail’in saldırıları karşısında Filistinliler savunacak Müslüman liderlerin olmadığını ve Mescid-i Aksa ile kutsalları korumada hükümetlerin başarısız kaldığını dile getiren Haşimi, “Taşların dışında hiçbir imkana sahip olmayan Filistinliler, herhangi bir gerekçe göstermeden kendilerini öldüren, yakan ve bombalayan İsrail’e karşı direniyorlar. İşgalci, kendisine karşı bıçak kullanan Filistinliyi terörist olarak nitelendiriyor. Daha önce sadece Filistin çilemiz vardı şimdi ise Filistin çilesine Irak ve Suriye eklendi” şeklinde konuştu.

1921-1933 yıllarında Irak’ı yöneten Kral Faysal bin Hüseyin bin Ali el-Haşimi’nin torunu olan Dr. Nesrin el-Haşimi, ülkesine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“ABD ve İngiltere işgalinin başladığı 2003’ten bu yana Irak’ta rahat gün olmadı. ABD’nin Irak’taki yöneticisi Paul Bremer, altyapının yanı sıra ülkeyi ayakta tutan ordu, emniyet ve yargı kurumlarını tamamen yok ederek, ülkeyi yönetmek için ehil olmayan şahsiyetler getirdi. Irak kendisinin ülkesi değilmiş gibi tek derdi şahsi çıkarı olan bu kimseler, anayasayı mezhepsel bir yapı üzerine oluşturduktan sonra yolsuzluk ve yıkımla uğraştılar. Her tarafta fesat yayan bunlar, ülke halkını elektrik, su ve sağlık gibi hizmetlerden mahrum bıraktılar. Irak halkı, ölüme rağmen seçimlerde iradesini ortaya koydu. Ancak ülkenin siyasi konumu ve başka ülkelerin etkisi sebebiyle halkın dayanma gücü kalmadı. Bu nedenle her cuma günleri halkın tüm kesimleri tarafından düzenlenen gösterilerde, reformların gerçekleşmesi için seslerini duyurmaya çalışıyorlar.”

Nesrin el-Haşimi, sosyal farkındalık faaliyetlerinin yanı sıra birçok bilim dalında ve edebiyat alanında yaptığı araştırmalar sebebiyle geçen Mart ayında İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nden fahri doktora almıştı.

 

Ekonomi Servisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir