Ana Sayfa / Finans / Ekonomistler TCMB faiz kararını değerlendirdi
ekonomi-1

Ekonomistler TCMB faiz kararını değerlendirdi

Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, bugünkü karar metninde Merkez Bankasının politika duruşuna yönelik belirsizlikleri gidermeye çalıştığını belirterek, “Özellikle faiz koridorunun üst bandına yönelik ortaya çıkan tartışmalar, kur üzerinde zayıflama baskısına neden olmaktaydı. Böylece likidite politikası ile tanımlanan politika duruşuna piyasa odaklanabilir” dedi.

AA muhabirine, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz kararını değerlendiren AA Finans Analisti ve Ekonomist Haluk Bürümcekçi, sadeleşme adımlarına ilişkin daha önce Para Politikası Kurulu (PPK) metninde yer alan ifadenin kaldırıldığına dikkati çekerek, “Bunun yerine, ‘Kurul, yılın başından itibaren artan küresel oynaklığı ve Ocak Enflasyon Raporu öngörülerini değerlendirmiştir’ denmekte ama ne gibi bir sonuca varıldığına ilişkin bilgi verilmemektedir. Bu da sadeleşmenin tamamen rafa kalktığı anlamına gelebileceği gibi gelecek haftaki Enflasyon Raporu sunumu sırasında bu konuda ek bilgi verilebileceği anlamına da gelebilir” yorumunda bulundu.

Bürümcekçi, Ankara yatırımcı toplantılarında atılacak adımlar arasında üst bandın aşağı çekilmesinden bahsedildiğini, bu opsiyonun sadeleşmeden beklenebilecek faydayı azaltacağını ve TL açısından olumsuz bir gelişme olacağını savundu.

Kurulun temel ekonomik büyüklüklere ilişkin değerlendirmelerinde ufak değişiklikler olduğuna işaret eden Bürümcekçi, artan jeopolitik risklere karşın Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın ihracat üzerindeki olumlu etkisinin sürdüğü ifadesinin metne eklendiğini anımsattı.

Bürümcekçi, sadeleşme sürecinin başlaması durumunda faizlerde görülebilecek değişikliklere ilişkin de şu öngörülerini paylaştı:

“Daha önce de vurguladığımız gibi sadeleştirmenin, esas olarak mevcut faiz koridoru kapsamında çoklu faiz uygulamasından yeniden tek faizin ağırlık kazanacağı konvansiyonel para politikası uygulamasına dönüş anlamına geleceğini düşünüyoruz. Kademeli geçiş senaryosunda TCMB bir yandan küçük adımlarla haftalık repo faizini yükseltirken benzer oranlarla faiz koridorunu alt banttan daraltmaya yönelecektir. Tüm fonlama araçları dikkate alınarak hesaplanan efektif fonlama oranının yüzde 9,50 seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, nihai olarak politika faiz oranının yüzde 9,00-9,50 aralığında ve O/N borçlanma faiz oranının yüzde 8,00-8,50 aralığında olabileceğini, koridor üst sınırının ise değişmemesi gerektiğini düşünmekteyiz.”

Bürümcekçi, TCMB’nin fonlama maliyetini ne düzeyde oluşturacağının önemli olmaya devam edeceğini de söyledi.

– “Sadeleştirme adımları geri plana çekildi”

Halk Yatırım Yatırım Danışmanlığı ve Araştırma Başekonomisti Banu Kıvcı Tokalı ise PPK metninden, ABD Merkez Bankası (Fed) normalleşmesi sonrası beklenen sadeleştirme adımlarının geri plana çekildiği izlenimi aldıklarını belirtti.

Metinde, yıl başından beri artan küresel oynaklığın değerlendirildiğine işaret eden Tokalı, bunun, Fed’in gelecek haftaki toplantısı öncesinde, para politikasında biraz daha “bekle-gör” moduna geçildiği sinyalini verdiğini kaydetti.

Tokalı, “Petrol ve emtia fiyatlarında artan dalgalanma ve Çin ekonomisine ilişkin endişeler karşısında Fed’in normalleşmede daha ılımlı tarafa geçmesi durumunda, gelişen ülkelerle birlikte TCMB’nin de sadeleştirme adımlarını ötelemesi ve araç çeşitliliği politikasını sürdürmesi beklenebilir. Bu çerçevede, Fed normalleşmesine ilişkin belirsizlikler azalana kadar, para politikasında mevcut araçlarla yürütülen sıkı duruş yaklaşımının korunmasını bekleriz” ifadelerini de kullandı.

–  “Merkez Bankası politika duruşuna yönelik belirsizlikleri gidermeye çalışıyor”

Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz da bugünkü karar metninde, Merkez Bankasının politika duruşuna yönelik belirsizlikleri gidermeye çalıştığını vurguladı.

Özellikle faiz koridorunun üst bandına yönelik ortaya çıkan tartışmaların, kur üzerinde zayıflama baskısına neden olduğuna dikkati çeken Yılmaz, böylece likidite politikası ile tanımlanan politika duruşuna piyasanın odaklanabileceğini söyledi.

Yılmaz, TCMB’nin yalnızca maliyet (faiz) kanalı yerine aynı zamanda miktar (repo) kanalını da kullanarak aktif şekilde para politikasını yönetmekte olduğunu dile getirdi.

Miktar kanalı vurgusunun, piyasanın dikkatini koridor bantlarından uzaklaştırabileceğini kaydeden Yılmaz, “Aynı zamanda geçtiğimiz enflasyon raporunda yüzde 8,75 sözle yönlendirmesi gerçekleştiren TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın, önümüzdeki Enflasyon Raporu’nda sözle yönlendirmeyi yüzde 9’a, belki bir miktar daha üzerine yükseltmesi gündeme gelebilir. Oynaklık konusunda yılbaşı ifadesi de zaman açısından referans aralığına ilişkin soru işaretlerini gidermekte” dedi.

Yılmaz, bundan sonra belirleyici gelişmenin, Başkan Başçı’nın gelecek hafta salı günü Enflasyon Raporu toplantısında vereceği mesajlar olacağını da aktardı.

– “TCMB, önümüzdeki dönemde politika faizini artırırken mutlaka üst bandı da indirecektir”

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı ise son dönemde artan finansal oynaklığın, TCMB’yi beklemede kalmaya sevk ettiğini anlattı.

Ancak bunun, sadeleşme sürecinden vazgeçileceği anlamına gelmeyeceğine dikkati çeken Kanlı, bundan sonraki toplantıda, finansal piyasalarda bir sakinleşme görülürse TCMB’nin politika faizini artırarak ve üst bandı indirerek bu sürece başlayabileceğinin altını çizdi.

Kanlı, sadeleştirme ile kısa vadeli faizlerdeki belirsizliğin azaltılması bir amaç olsa da asıl amacın üst bandı aşağı çekmek olduğunu savunarak, şöyle devam etti:

“Zira bu, gerek TL’nin maliyetini artırarak carry trade imkanını kısıtlıyor, bankaların swap maliyetlerini artırıyor gerekse de kredi faizlerinin yüksek seviyelerde kalmasına yol açıyor. Bu çerçevede TCMB, önümüzdeki dönemde politika faizini artırırken mutlaka üst bandı da indirecektir. Önümüzdeki dönemde küresel büyüme kaygıları, dezenflasyon süreci devam ediyor ve faizlerin düşük seviyelerde kalması oldukça olası. Asya ülkelerinden de gevşeme adımları gelecektir. Bunlar TCMB’yi, faizi düşük tutma yönünde teşvik edecektir. Ancak Türkiye’nin kendine özgü politik ve jeopolitik riskleri baki. 2016 yılında enflasyon yüzde 8’in üzerine çıkacak. Böyle bir durumda, normalizasyon sonrası oluşacak tek politika faizinin düşük seviyelerde belirlenmesi, risk iştahının arttığı dönemlerde kabul edilebilir olsa da daha uzun vadede büyük bir risk unsuru yaratacaktır.”

– “Çin kaynaklı volatilite, üst bant indirimi içeren sadeleştirmeyi engelledi”

HSBC Türkiye Portföy Yönetimi Stratejisti İbrahim Aksoy da Çin kaynaklı volatilitenin, üst bant indirimi içeren sadeleştirmeyi engellediğini ve Merkez Bankasının açıklamada sadeleştirme ifadesine yer vermediğini dile getirdi.

Açıklamadaki değişikliğin, “Sene başından bu yana oynaklık arttı. Bu oynaklıkta faiz koridorunun üst bandı olan gecelik borç verme faizini indiremediğimiz için sadeleştirmeye başlayamadık” şeklinde okunabileceğini anlatan Aksoy, bugün Merkez Bankasının beklemede kalmasının bir kez daha bankanın para politikası sadeleştirmesi ile haftalık repo ihale faizini artırırken, faiz koridorunun üst bandını kesmek istediğine işaret ettiğini aktardı.

Aksoy, Merkez Bankasının haftalık repo ihale faizinde tek başına artış yapmasının çok düşük ihtimal olarak göründüğünü de sözlerine ekledi.

 

Ekonomi Servisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir