Ana Sayfa / Gündem / Ben Kürt kökenliyim
Mehmet-Simsek

Ben Kürt kökenliyim

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Ben bir Türk vatandaşıyım ama Kürt kökenliyim. Anne babası tek kelime okuma yazma bilmeyen, Türkçe bilmeyen bir aileyi düşünün. Ben bugün Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanıyım” dedi.

Şimşek, bu yıl “Düşük Büyüme ve Düşük Faiz Ortamında Yol Almak” temasıyla 6. kez düzenlenen İstanbul Finans Zirvesi’nin (IFS) ikinci gün açılışında konuştu.

Açılışta yaptığı sunumda Türkiye’nin uzun vadeli görünümüne değinen Şimşek, ülkede 2000’li yılların başından beri çok önemli reformları yapıldığını hatırlattı.

Şimşek, bu süreçte birçok makro sorunun kontrol edilebilir noktaya getirildiğini, birçoğunun da hızlı şekilde çözüldüğünü dile getirerek, 90’lı yılların sonunda Türkiye’nin makro resminde, çok yüksek bütçe açıkları ve sürdürülemez borç dinamiklerinin bulunduğunu, Türkiye’nin 90’lı yılların sonunda siyasi istikrarsızlık ve kötü yönetimle uçurumun eşiğine sık sık geldiğini söyledi.

Gelinen noktada, kamu maliyesinde köklü iyileşmeler yaşandığını, birçok alanda gelişmekte olan ülkelere nazaran kalıcı iyileşmeler olduğunu anımsatan Şimşek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Küresel krizde binlerce büyük ve orta ölçekli banka battı. Türkiye’de ise küresel kriz döneminde bankacılık sektörünün ortalama sermaye getirisi neredeyse yüzde 20’ler civarındaydı. Hiçbir bankaya destek vermek durumunda kalmadık. Dolayısıyla orada da ciddi bir yapısal dönüşüm, iyileştirmeler sağlandı. Enflasyon, 30-40 yıl boyunca çift haneliydi, zaman zaman üç haneye çıkmıştı. Türkiye’de enflasyon ilk defa hükümetlerimiz döneminde tek haneye inmiş ve orada tutma başarısı görterilmiştir. Enflasyonla büyüme potansiyeli arasında çok yakın bir ilişki var. Asla bu ülke enflasyonun yeniden çift haneye çıkmasına izin veremez, izin vermemelidir.”

Bundan sonra yapılması gerekenler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Şimşek, bunun için tek çözümün “Güçlü, reformcu bir hükümet” olduğunu aktardı.

“Enflasyonu düşürmek için Merkez Bankası tek başına başarıyı sağlayamaz” diyen Şimşek, verimlilik artırılmadan, rekabetin önündeki engeller azaltılmadan, enflasyonu düşürmeyi sadece Merkez Bankası’ndan beklemenin büyük haksızlık olacağını dile getirdi.

Bakan Şimşek, AK Parti hükümetinin bin 250, bin 300 mikro reformu içeren programının uygulanması gerektiğine işaret ederek şunları kaydetti:

“Ülkemizin rekabet gücü artacak, rekabet ortamı iyileşecek ve verimlilik artacak. Kalıcı şekilde enflasyonu düşük tek haneye indirmenin başka sihirli formulü yoktur. Cari açık problemini çözmenin de başka yolu yok. Cari açığı ya fakirleşerek ya da reform yaparak çözebilir Türkiye. AK Parti hükümetleri olarak aslında uzun süredir bu reformları uygulamaya koyduk.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmaktan tutun, eğitim ve altyapı yatırımlarına kadar Türkiye çok güçlü adımlar attı. Sonuç almak biraz zaman alabiliyor, uzun vadeli yapılması gerek. Türkiye’nin önünde bulunan makro sorunları çözmenin tek yolu çok kapsamlı yapısal reformların hayat geçirilmesi.”

– “AB üyelik süreci, üye olunsa da olunmasa da Türkiye’nin birinci önceliğidir”

AK Parti hükümeti olarak çok kapsamlı bir yapısal reform politikalarının ve yol haritalarının bulunduğunu dile getiren Şimşek, Türkiye’nin reformlardan başka seçeneği olmadığına dikkati çekti.

Bakan Şimşek hangi ölçüt baz alınırsa alınsın, Türkiye’nin bütün büyük iç ve dış şoklara rağmen AK Parti hükümetleri döneminde refahı artırdığına vurgu yaparak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bunu reform yaparak, doğru politikalar uygulayarak yaptık. Türkiye’nin yakın dönem performansını, küresel kriz sonrası ortaya çıkan resim, Orta Doğu’daki kaos ve etrafımızdaki jeopolitik gerginliklerden bağımsız değerlendirmek haksızlık olur. Satın alma gücü paritesi ile Türkiye, Avrupa ile arayı bu dönemde kapattı.

Bu sene bu kadar siyasi belirsizliğe rağmen Türkiye yüne yüzde 3 büyümeyi başaracaktır. Brezilya, Rusya gibi ülkeler küçülüyor. Türkiye bütün iç dış şoklara rağmen, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyümesinden daha fazla büyüyor.”

AB üyelik sürecinin, üye olunsa da olunmasa da Türkiye’nin birincil önceliği olduğunu dile getiren Şimşek, “Türkiye’nin bu alanda kurumsal dönüşümü için olmazsa olmazıdır. Sonucu ne olursa olsun, AB üyelik süreci Türkiye için gereklidir, zorunludur çünkü biz hukuk devleti, hak ve özgürlükler, demokrasinin standartları açısından Avrupa’yı referans olarak görüyoruz” dedi.

Mehmet Şimşek, hukuk devleti normlarından asla geri gidilmemesi gerektiğini, demografik yapı açısından ülkenin çok iyi noktada bulunduğunu belirterek, eğitim ve sağlık alanına vergi gelirlerinin neredeyse yarısına yakınının ayrıldığını anlattı.

En büyük eksikliğin mesleki eğitim ve yetenek kazandırma olduğunu ifade eden Şimşek, bununla ilgili de çok önemli reformlar yapıldığını, bunun daha da geliştirileceğini aktardı.

Rekabetin önündeki engellerin yok edilmesi gerektiğini yineleyen Şimşek, “Her şeyin başı beşeri sermaye, beşeri sermayenin kalitesi de eğitimle mümkün. Bu konuyu ve yatırımları önceliklendirdik” ifadelerini kullandı.

-“Ben Kürt kökenliyim”

Gelinen noktada Türkiye için kötümserliği doğru bulmadığını belirten Şimşek, tekrar bir seçimin arefesinde popülizmin dozunun iyi ayarlanması gerektiğini söyledi.

Şimşek, Türkiye’nin Irak ya da Suriye gibi olmadığını vurgulayarak, dışarıdan terörle ilgili yüzeysel analizler yapıldığını, bölgeye, Orta Doğu’ya ilişkin analizlerin Türkiye içinde geçerliymiş gibi aktarıldığını kaydetti. Bakan Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye çok uzun süredir demokratik deneyimi olan, vatandaşları arasında zerre kadar ayrım yapmayan bir ülkedir. Bakın ben bir Türk vatandaşıyım ama Kürt kökenliyim. Anne babası tek kelime okuma yazma bilmeyen, Türkçe bilmeyen bir aileyi düşünün. Ama ben bugün Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanıyım. Geldiğim background belli. Tamamen meritokrasi (yönetim erkinin liyakata dayandığı yönetim biçimi) üzerine ama fırsat eşitliği çerçevesinde olmuştur. Benim burada bugün bu hizmeti bu güzel ülkemize yapıyor olabilmem aslında Türkiye’nin bütün bu bahsettiğim ülkelerden ne kadar farklı olduğunu, aynı potada asla düşünülmemesi gerektiğini gösteriyor.”

Bakan Şimşek,  bu çerçevede terörle halk arasında çok net bir ayrımın zaten söz konusu olduğuna dikkati çekerek, son dönemde milleti sokağa kışkırtma çabalarının tam bir tuzak olduğunu dile getirdi.

Bu dönemde 78 milyon olarak birlik ve beraberliğin devam ettirilmesi ve kenetlenmenin önemine işaret eden Şimşek, “Sorunlarımızı daha çok demokrasi ekseninde çözmemiz, ama dağdaki eşkıyaya da bütün millet olarak sıfır tolerans göstererek mücadele etmemiz gerekiyor. Bu konuda açık ve net olarak siyasi hesaplar üzerinden terör örgütünü veya onun sempatizanlarını, siyasi uzantılarını ‘güzel çocuklar’ olarak sunma çabaları hepimizi üzüyor” diye konuştu.

AA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir