Ana Sayfa / Politika / Akdoğan Makedonya’da

Akdoğan Makedonya’da

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Irkçı akımlar, yabancı düşmanlığı, dini mekanlara yönelik saldırılar giderek artıyor. Avrupa Birliği’ne girmiş, ileri standartlarda demokratik, hukuk devleti olan ülkelerden bahsediyoruz. Bu ülkelerde Türklerin evi yakılıyor, camiler kundaklanıyor, kendi gibi düşünmüyor, giyinmiyor, farklı diye insanlar şiddete maruz kalabiliyor” dedi.

Akdoğan, Aleksandar Palas Otel’de, 21 Aralık Türkçe Eğitim Günü kutlamaları kapsamında “Türkçe’nin Balkanlardaki Önemi” başlıklı panelin açılış konuşmasını gerçekleştirdi.

Akdoğan konuşmasında, Üsküp’e yaptığı her ziyarette kendisini evinde gibi hissettiğini belirterek, “Biz Üsküp’ü kendimize uzak bir şehir olarak görmüyoruz, bizden bir şehir gibi görüyoruz. Üsküp bizim yüreklerimizden, gönlümüzden asla silinmiyor. Burada bize ait bir renk, koku ve ezgi var” ifadesini kullandı.

Balkanlarda yaşayan tüm dostlarla aynı medeniyetin mensupları, aynı tarihin parçası ve aynı gönül dünyasının insanları olduklarını bildiren Akdoğan, artık bu engin coğrafyaya tıpkı geçmişte olduğu gibi uzanan bir dost elinin bulunduğunu dile getirdi. Akdoğan, geride kalan asırlarda, Balkanlar ve Doğu Avrupa’da barış ve kardeşlik için dost bildiği halklara gönlünü açan, hayalleri yeniden gerçeğe dönüştürmek için yola koyulmuş dost bir Türkiye’nin bulunduğunu vurguladı.

Bu dostluğu, kardeşliği ve ortak gelecek idealini yeniden inşa düşüncesinin en önemli uygulayıcılarından birisinin TİKA olduğunu kaydeden Akdoğan, şöyle devam etti:

“TİKA sizlerle birlikte dün olduğu gibi bugün de aynı havayı solumamıza katkı sağlıyor, aynı medeniyetin parçası olan bizleri bir araya getiriyor. Eğitim alanında TİKA, 15’i tadilat 10’u inşaat olmak üzere toplamda 25 ilköğretim okulu ve lise projesi gerçekleştirmiştir. Eğitim ve öğretim alanında bugüne kadar uyguladığımız projeler artarak devam edecek. Balkanlar, birçok ulusun yaşadığı, birçok dilin konuşulduğu bir ülke.

Balkan yarımadasında Osmanlı’dan geriye kalan miras dolayısıyla binlerce kelime Türkçe bulunuyor. Balkanlarda, Osmanlı Devleti’nin resmi dili olan Türkçe, bölgedeki toplumlar tarafından günlük iletişim dili olarak kullanılmıştır. Türkçe kelimeler zaman geçtikçe Boşnak, Makedon, Bulgar, Sırp ve Arnavut söz varlığına girmiştir. Dil, kültürün tezahürüdür. Yunus Emre’nin geliştirdiği o güzelim Türkçe barışın, şefkatin, hoşgörünün dilidir.”

– “Bir ülkenin insanları, başka bir ülkenin seçimleri için niye dua eder?”

Yalçın Akdoğan, Türkiye’de yapılan 1 Kasım seçimlerine değinerek, “Türkiye’de insanlar gidip oylarını sandığa attılar ama bütün bu bölgede insanlar ellerini semaya açıp dua ettiler. Bir ülkenin insanları, başka bir ülkenin seçimleri için niye dua eder? Başka bir ülkenin güçlü olmasını, kudretli olmasını niye arzu eder? Bunu çok iyi anlamamız gerekir. Çünkü o mazlum milletler başı sıkıştığında bir şefkat elinin kendilerine uzanmasını istiyor. Türkiye ne kadar güçlü olursa bölgenin barış ve istikrarına o kadar katkıda bulunabiliyor. Bu yüzden Türkiye’nin kaderiyle kendi kaderlerini bir görüyorlar. Bundan dolayı Türkiye’de olup bitenleri bu coğrafyanın insanları da yakından takip ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Dilin birleştirici ve bütünleştirici bir yönü bulunduğuna işaret eden Akdoğan, geçmişte bölgede birleştirici bir unsur olan kültür diplomasisine yeniden ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Akdoğan, “Bizim hayallerimiz geçmişe takılı kalmak değil daha güzel bir geleceği hep birlikte kardeşçe, dostça nasıl kurabiliriz içindir” diyerek şöyle devam etti:

“Bugün Avrupa’nın birçok bölgesinde farklı diller zenginlik olarak görülmek yerine kısıtlanıyor. Irkçı akımlar, yabancı düşmanlığı, dini mekanlara yönelik saldırılar giderek artıyor. Avrupa Birliği’ne girmiş ileri standartlarda demokratik, hukuk devleti olan ülkelerden bahsediyoruz. Bu ülkelerde Türklerin evi yakılıyor, camiler kundaklanıyor, kendi gibi düşünmüyor, giyinmiyor, farklı diye insanlar şiddete maruz kalabiliyor. Neo-Nazizm yeniden hortluyor.

Birileri istiyor ki medeniyetler arasında çatışma yaşansın. AB üyesi oldukları halde Türkçe’nin eğitim ve medya alanlarında kullanılmasından rahatsızlık duyan ülkeler var. Türklere ve Müslümanlara yönelen şiddet dalgasına ‘dur’ diyemeyen ülkeler var. Makedonya, Avrupa’da yayılan bu akımlara en güzel cevabı oluşturabilecek bir ülkedir. Makedonya, Avrupa Birliği’ne girmedi ama hoşgörü zihniyeti açısından Avrupa Birliği’ne giren birçok ülkeden daha ileri standartlarda olduğu söylenebilir.”

– “Balkanlar ne kadar huzurluysa Türkiye o kadar huzurludur”

Türkçe ve Türk kültürünün bölge için ortak, kültürel bir miras olduğunu ifade eden Akdoğan, geçmiş dönemlerde Türk dili ve kültürünün Balkanlar’daki kimlik çatışmalarının son bulmasına zemin oluşturduğunu anlattı.

“Sizler bugün Balkanlar ve Doğu Avrupa’dan gelen ve bu dile hizmet eden değerli dostlar, Türkçe’yi konuşacaksınız” diyen Akdoğan, Türkologların adeta bir kamu diplomasisi faaliyeti yürüttüğünü ifade etti.

Yalçın Akdoğan, “Balkanlar ne kadar huzurluysa Türkiye o kadar huzurludur. Fakat şunu da bilin, Türkiye ne kadar güçlüyse bölgede güven ve istikrar da o kadar kolay tesis edilebilir” dedi.

Panelde, Türkiye’nin Üsküp Büyükelçisi Ömür Şölendil, Makedonya Devlet Bakanı Furkan Çako, Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatlar Birliği (MATUSİTEB) Başkanı Tahsin İbrahim de kısa birer konuşma yaptı.

 

Ekonomi Servisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir