Ana Sayfa / Politika / Işık: Fed faiz artışı ile Türkiye’de belirsizlik bitti
Fikri-isik

Işık: Fed faiz artışı ile Türkiye’de belirsizlik bitti

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırımına ilişkin, “25 baz puanlık artış piyasaların beklediği bir faiz oranıydı. İşin Türkiye açısından olumlu yanı belirsizliğin bitmiş olması” dedi.

Işık, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Başkanı Turgay Türker ve üyelerle derneğin merkezinde bir araya geldi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Işık, Fed’in faiz kararına ilişkin, artırım beklentisinin 2013 yılının mayıs ayında başladığını, o günden bugüne ne olacağının bilinmemesi nedeniyle gelişmekte olan piyasalar üzerinde çok ciddi bir baskı bulunduğunu ifade etti.

Kararı, “Piyasadaki belirsizliğin ortadan kalkması açısından artık yapılması gereken bir şey yapılmış oldu” şeklinde değerlendiren Işık, ekonomide en kötü şeyin belirsizlik olduğunu vurguladı.

Işık, 25 baz puanlık artışın piyasaların beklediği bir faiz oranı olduğunu ifade ederek, “İşin Türkiye açısından olumlu yanı belirsizliğin bitmiş olması. Bu açıdan bence olumlu” diye konuştu.

Bunun Türkiye ekonomisine etkilerinin de minimum olması için daha önce de yapılan çalışmalar olduğunu dile getiren Işık, şöyle devam etti:

“1 Kasım seçimlerinden sonra artık hükümetimizin en önemli gündemi ekonomi. Ekonomide de en öncelikli nokta yapısal reformlar. Türkiye’nin ikinci sıçrama dönemi yaşaması için veya yeni bir başarı hikayesi yazabilmesi için yapısal reformlara odaklanması gerekiyor. Bu yapısal reformlara odaklandıkça o zaman Fed’in faiz artışının ekonomimize etkisinin daha sınırlı olacağını öngörüyoruz. Dünkü kararın bizim ekonomimize, piyasalara etkisinin minimum olması için bütün arkadaşlar çalışmalarını yürütüyorlar. İnşallah sınırlı bir etki ile karşı karşıya kalacağız.”

Işık, bu 25 baz puanın Türkiye’de piyasalar tarafından satın alınmış bir durum olduğunu belirterek, bundan sonraki süreci daha iyi takip etmek gerektiğinin altını çizdi.

Merkez Bankasının Fed kararları sonrasında bir politika değişikliğine gidip gitmeyeceğinin sorulması üzerine Işık, Bankanın bu konu ile ilgili uzun zamandır çalışma yürüttüğünü, önceki Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın bazı değerlendirmeleri olduğunu kaydetti. Bankanın olası durumlara karşı kendi senaryosunu hazırladığını ve ona göre kendi tedbirlerini geliştirdiğini gördüklerini dile getiren Işık, “Merkez Bankasının araçsal bağımsızlığı var. O çerçevede Merkez Bankası gerektiği zaman gerektiği tedbirleri alır. Merkez Bankasının bu konudaki çalışmalarını oradaki sunum itibarıyla iyi yaptığını gördük. Gerektiği zaman Merkez Bankası gerekli açıklamaları da yapacak” dedi.

 – “Patent borsası kurmak için SPK ile çalışmalar sürüyor”

Bir soru üzerine patent borsası ile ilgili çalışmaları olduğunun altını çizerek, bunlardan ilkini gerçekleştirdiklerini, elektronik ortamda patent alıcısını ve satıcısını bir araya getiren bir portalı (teknolojitransferi.gov.tr) hayata geçirdiklerini bildirdi.

Işık, Borsa İstanbul’da bir patent borsası oluşturulabilmesi için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Türk Patent Enstitüsünün çalışma sürdürdüğünü dile getirerek, “Türkiye’nin patent sayısı hızla artması gerekiyor ki borsa bir derinlik kazanabilsin. Bundan sonra bu derinliği kazanması için çalışmaları hep birlikte yürüteceğiz. Bundan sonraki adım Borsa İstanbul’da patent alanın ve satanın borsa mantığıyla bir araya gelmesi, patentin alınıp satılması, aynı hisse senedinin alınıp satılması gibi. Şimdi onu hayata geçireceğiz. Borsanın derinlik kazanabilmesi için de özel sektörün daha fazla Ar-Ge’ye odaklanması gerekiyor” diye konuştu.

Patentin öneminin anlaşılmasına yönelik bazı çalışmalar yürüttüklerinin altını çizen Işık, “Hedefimiz TÜBİTAK’ın yeniden yapılandırılıp özel sektörün Ar-Ge’den daha fazla pay alması ve devletin kendi ihtiyaç duyduğu Ar-Ge’nin bir kısmını dahi özel sektöre yaptırabilmesi” değerlendirmesinde bulundu.

TÜBİTAK’ı nitelikli ve temel Ar-Ge’ye odaklandıracaklarını belirten Işık, piyasanın yapabileceği Ar-Ge’yi TÜBİTAK’a yüklemenin çok anlamlı olmadığını dile getirdi.

Işık, TÜBİTAK’taki Temel Bilimler Enstitüsünü yeniden yapılandıracaklarını dile getirerek, tüm üniversitelerdeki temel birimlerle Ar-Ge yapacak bir yapıyı oluşturacaklarını kaydetti.

Temel bilimleri güçlü olmayan bir ülkenin sürdürülebilir bir teknoloji geliştirmesinin kolay olmadığını ifade eden Işık, “Biliyorsunuz Aziz Hoca (Sancar) kimya dalında Nobel aldı. Mesleği doktorluk ama kimyada Nobel aldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın kabulünde ben de refakat ettim. Orada söylediği ifade şu ‘Benim Nobel aldığım bu alandaki çalışmam hemen 1 yıl, 2 yıl içerisinde biyoteknolojiye dönüşecek bir araştırma değil, belki 10-15 yıl sonra dönüşecek’ dedi” ifadelerini kullandı.

-“Ar-Ge’nin milli gelir içindeki payının 2015’te yüzde 1,10’u geçeceğini düşünüyoruz”

Işık, bir soru üzerine Ar-Ge’nin milli gelir içerisindeki payının 2014 yılında 1,02 olduğunu hatırlatarak, “2015’te biz bunun 1,10’u geçeceğini düşünüyoruz. 2015 yılı her türlü belirsizliğe rağmen Ar-Ge’de güzel bir yıl oldu” dedi. Ar-Ge konusunda daha fazla yol alacaklarının altını çizen Işık, şöyle konuştu:

“2016 planladığımız gibi geçerse 2015’ten de çok daha iyi olacak, artık aritmetik artışlar değil, biraz daha geometriye yakın bir artış hedefliyoruz. Onun için de bir Ar-Ge Reform Paketi’ni şu anda hazırlıyoruz. Ar-Ge Reform Paketi ile ilgili geçen hafta sonu sessiz sedasız bir çalıştay yaptık. İnşallah önümüzdeki pazartesi günü eğer gündemde ve programda bir değişiklik olmazsa Ar-Ge Reform Paketi’nin taslağını Ekonomi Koordinasyon Kuruluna sunacağım. Diğer Bakanlıklarla değerlendirmeyi de yaptığımız zaman inşallah Bakanlar Kurulu’na sunulacak hale getireceğiz. Bakanlar Kurulu’nda da gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra inşallah TBMM’ye bir kanun tasarısı olarak sevk etmeyi arzu ediyoruz. Bu yapacağımız değişikliklerle Ar-Ge’ye olan hem ilgiyi daha da artıracağız hem de Ar-Ge’ye ayrılan gerek kamu kaynağı gerekse özel sektörün Ar-Ge faaliyetlerini daha da artırmış olacağız. (Ar-Ge’nin milli gelir içindeki payı) 0,95’ten 1,02’ye geldi. İnşallah 1,10’u geçeceğiz 2015’te. Belki hedefimiz inşallah 1,25’i 2016 için geçmek. Bu rakamlar Türkiye için yeterli mi değil. 2023 hedefi yüzde 3.”

Işık, Ar-Ge alanında Türkiye’nin probleminin kaynak sıkıntısı olmadığını dile getirerek, “Sayın Başbakan’a ‘Ar-Ge için şu kadar daha ek kaynak lazım’ dediğimiz zaman ‘hayır’ cevabı almıyoruz ama burada ekonomik kaynaktan daha fazla önemli olan nitelikli insan kaynağı” ifadesini kullandı.

Bu paketle temel bilimler mezunu öğrencilerin Ar-Ge merkezlerinde çalışmalarını ilave teşvik edeceklerinin altını çizen Işık, doktoralı personelin Ar-Ge ve inovasyonda çalışmasına ilave teşvikler getirmeyi hedeflediklerini söyledi.

“Mesele para değil” diyen Işık, UFUK 2020 Programı’na 450 milyon avro katkı sağladıklarını, 80 milyar avroluk orada bir fon bulunduğunu ancak bu fondan pay alabilmek için çok kaliteli projeler yapılması gerektiğini, proje kalitesinin tam arzu edilen noktada olmadığını bildirdi.

Işık, KOSGEB’de 2015 bütçesi için ayrılan desteği kullandıklarını, daha sonra 50 milyon lira yedek ödenekten para aldıklarını hatırlatarak, “Şimdi bir 30 milyon lira daha istiyoruz, onu da alacağız inşallah. Ar-Ge ve inovasyonda Türkiye kaynak aktarmakta kesinlikle cimri davranmıyor ama bu kaynakların yerinde kullanımı, efektif kullanımı önemli. İnşallah önümüzdeki yıllar Ar-Ge’de hem nitelik hem de nicelik olarak artışın olduğu yıllar olacak” dedi.

– “Terörle mücadele bölgenin önünü açacak”

Fikri Işık, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki yatırımlara ilişkin bir soru üzerine de bölgenin Türkiye’nin en fazla yatırım potansiyeli taşıyan bölgesi olduğunu belirtti.

“Terör olayları olmasaydı en fazla yatırımın yapıldığı bölge, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi olacaktı” diyen Işık, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Şanlıurfa’daki yatırım iştahına bakın, biz Şanlıurfa’ya sürekli OSB kuruyoruz, buradaki OSB’leri büyütüyoruz. Buna rağmen kimse Diyarbakır’da, Şırnak’ta yatırım yapmak istemiyor. Bunun tek bir sebebi var. Terörün oradaki özellikle bölge halkına uyguladığı baskı. Can güvenliği endişesinin olduğu bir yerde hangi teşviki verirseniz verin işe yaramaz. Dolayısıyla inşallah terörle çok kararlı ve çok güçlü bir koordinasyonla yapılan mücadele bölgenin önünü açacak. Kim ne derse desin, 23 Temmuz’da Suruç hadisesini bahane ederek, 2 polisimizi yatağında haince şehit eden teröristler arkasından Adıyaman’da bir askerimizi şehit eden teröristler, Çözüm Süreci’ni bitirince ondan sonra başlayan mücadele çok ciddi bir mücadele. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz ve o bölgeyi tamamen teröristlerden temizleyeceğiz. En önemli güvencemiz bölge halkının bunlara hiçbir şekilde itibar etmemesi. Bu sorun çözüldükten sonra en hızlı büyüyecek bölgelerimizin başında Güneydoğu geliyor. Bölgede yatırımlarda durma ve hatta gerileme var ama bunun kalıcı olmayacağını düşünüyoruz. Biz hükümet olarak o bölgenin gelişmesi, kalkınması için hassasiyetimizi de ilgimizi de göstereceğiz ama herkes şunu bilmeli ki terörle yatırım bir anda olmuyor.”

 

 

Ekonomi Servisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir